Uhud

EserUhud
SöyleyenDursun Kızılkaya
Kategoriİlahi
İstatistik 4,722 Görüntülenme
Etiketler#Dursun Kızılkaya#ilahi#dinle

Uhud İlahi Hakkında

Uhud başlıklı bu içerikte ilahi sözlerine, varsa dinleme videosuna ve eserle ilgili temel bilgilere ulaşabilirsiniz.

Bu sayfa, İlahi kategorisindeki ilahileri daha kolay bulmak, okumak ve sevdiklerinizle paylaşmak için hazırlanmıştır.

Eserin söyleyeni/sanatçısı Dursun Kızılkaya olarak kayıtlıdır. Benzer ilahiler bölümünden aynı türdeki diğer içeriklere de göz atabilirsiniz.

Arşiv Bilgisi

Uhud, İlahi arşivinde eser adı, sanatçı bilgisi, kategori ve dinleme bağlantısı ile birlikte düzenlenmiştir.

Dinleme ve Söz

Bu sayfada ilahi sözlerini okuyabilir, video bağlantısı mevcutsa eseri dinleyebilir ve sayfadaki temel bilgilerle içeriği daha kolay tanıyabilirsiniz.

Keşif Önerisi

Aynı kategori ve benzer ilahi önerileri, aradığınız esere yakın içerikleri daha hızlı bulabilmeniz için arşiv mantığıyla listelenir.

Günlerden cuma… Uhut’a gelenler var.
Medine yolu toz duman… Uhut’a gelenler var.
Bir dağılsa da şu hava,
Görsek Medine-i Münevvere’den Uhut’a gelenleri.
Bir görsek Allah Rasulü’nü Ve eroğlu erleri… Bakın göründüler işte; Atının üzerinde evrenin efendisi! Cihanın gözbebeği! Uhut’un sevgilisi! Sağında ve solunda ashab-ı güzin Önündeyse iki üveyk yürüyor; Biri Sad bin Muaz,
Diğeri Sad bin Übade.
Allah’ım bu ne edep Atlarının bile başı yerde… Bakın şu iki gence! İkisi de onbeşinde… Şu kısa boylu olanı Rafi’ bin Hadic! Parmaklarının ucuna basıyor ki Boyu uzun görünsün! İyi ok attığı söylenince İzin veriyor efendimiz.
Diğer gençse Semüre bin Cündüp… Ağlayarak peygamberinin yanına gidiyor.
Ya Rasulallah! diyor,
Rafi’ye izin verdiniz.
Bana niye izin yok? Ben Rafi’yi güreşte yeniyorum.
Efendimiz tebessüm buyuruyorlar.
Ve bu iki ana kuzusuna güreş tutturuyorlar.
Semüre Rafi’yi yenince güreşte,
Fahr-i kainat ona da izin veriyor.
Günlerden cumartesi… Uhud’a gelenler var.
İşte Ayneyn Tepesi-Okçular Tepesi- Başlarında Abdullah bin Cübeyr Sultanı dinliyorlar.
Düşmanı yendiğimzi görsenizde Size haber vermedikçe,
adam göndermedikçe Yerlerinizden ASLA ayrılmayın! Kuşların cesetlerimizi kapıştıklarını görseniz dahi Ben size adam göndermedikçe Yerlerinizden asla ayrılmayın! İki ordu da hazır… İki ordu da harp nizamında… Ve Uhud’un kalp atışları dışında yeryüzü nefes bile almıyor! Sessizliği bozan Kureyş’in Sancaktarı’dır.
Söylediği her söz küfür kokulu… Benimle çarpışmaya er meydanına kim çıkar! Bu bir meydan okumadır.
Cevapsa bir çift ayak sesi… Gözler Uhud toprağında yürüyen bu ayaklarda… Kime ait bu adımlar ki bastığı toprak ‘ALLAH’ diyor! Ve Esedullah namıyla Hz.
Ali(R.A.) yürüyor.
Birkaç saniye,
bir tek hamle… ALLAH’ın(C.C.) Arslanı dimdik ayakta Kureyş’in sancağı ise yerde… Ardından bir başkası yükseltiyor sancağı Ama bilmiyor ki bu defa kim var Uhud meydanında Gökyüzünde yıldırımlar Yeryüzünde Hamza var.
Asıl şimdi başladı Uhud’un türküsü.
Tam üç katı düşmanla Peygamber(A.S.M) ordusu Göz göze ve diş dişe.
Uhud’da yiğitler var.
İşte Ebu Dücane… Kılıcın üzerinde bir yazı Korkaklıkta ar İlerlemekte şeref var! İşte Musab bin Umeyr… Zırhını giyinince Nasılda Peygamber’e(A.S.M.) benziyor.
Ve döne döne savaşan Hz.
Hamza… Ben Allah’ın(C.C.) Arslanı’yım diyor! Ebu Katade’ye bakın.
Bakın bir ok fırlıyor müşrik yayından Bir havayı yara yara geliyor.
Hedefte Rasulullah(A.S.M.) var.
İşte Ebu Katade… Okun Fahr-i Kainat’a(A.S.M) doğru gittiğini görünce ALLAH’ı(C.C.) andı önce Ve uzattı başını! Ok Katade’nin gözüne saplandı.
Uhud’da yiğitler var… Şirk ordusunu bozguna uğratan… Ömer bin Hattab’a bakın Gözleri çakmak çakmak… Ama telaş var yüzünde Hz.
Ömer’in(R.A.) Bu ne hal ey Ömer… Düşman hüsran yaşarken Zafer kaznılmışken Bu ne hal ey koca Ömer! Niçin okçular tepesine bakıyorsun? Neler oluyor orda? Niye iniyor okçular Ayneyn Tepesi’nden? Allah Rasulü(A.S.M) haber vermeden niye iniyorlar? Ey Abdullah bin Cübeyr! Durdursana okçuları! Durun,
Allah(C.C.) aşkına durun! Arkanızdan düşman geliyor,
inmeyin yerinizden.
Sahabe sendeliyor inmeyin yerinizden.
Kainat yalvarıyor inmeyin! Sultanlar Sultanı’nı(A.S.M) incitecekler,
inmeyin! Peygamber(A.S.M) ordusu iki ateş arasında… Efendimizin(A.S.M) etrafında on beş sahabe… Bakın,
mübarek elleri Rasulullah’ın(A.S.M.) Yüzüne kapanıyor! Kainatın affı için semaya kalkan eller Şimdi kan içinde! Yetiş Ey Ebu Ubeyde! Nur saçan yüz kan içinde! Zaman donuyor sanki,
Ve dudaklarının arasından birşey düşüyor.
Kıpkırmızı bir yakut gibi Peygamberin(A.S.M.) mübarek dişi! Uhud Dağı’nı bir titreme alıyor.
Zaman donuyor sanki,
Ve gökler yırtılıyor! Uhud Dağı’nı bir titreme alıyor! Kimse Uhud’a ilişmesin.
Çünkü bir ses geliyor altı yerden! Muhammed’in(A.S.M.) dişi yere düşmesin! Ve Cibril-i Emin yaratıldığı günden beri,
En hızlı inişiyle iniyor! Çünkü altı yönden bir ses geliyor! Yere düşmesin Muhammed’in(A.S.M.) dişi! Kara bulutlar çöktü Uhud’a! Bir ses ortalığı velveleye verdi Muhammed(A.S.M.) öldürüldü! Muhammed(A.S.M.) öldürüldü! ‘Eğer O(A.S.M.) öldürüldüyse ben niye yaşıyorum! ‘ Diyen Enes bin Nad atıdı küfrün alevleri arasına! Artık yaşlı gözler Sevgili’yi(A.S.M.) arıyor.
Kab bin Malik Hz.
sesi duyuldu ‘Rasuluh(A.S.M) yaşıyor,
Allah(C.C.) ‘ın Rasulü(A.S.M.) yaşıyor,
Onu(A.S.M.) miğferinin arasından ışıl ışıl parlayan gözlerinden tanıdım.
Habibullah(A.S.M.) yaşıyor.
Onu(A.S.M.) şefkat dolu gözlerinden tanıdım.’ Ashab-ı Güzin’in sevincine bir bakın! Uhud’un sevincine bir bakın! Hz.Hamza duydu ya bu yeter! Rasulullah(A.S.M.) yaşıyor ya bu yeter! Yine daldı Hamza Kureyş’in dalgalarına! Ama savaşırken bir ara sendeledi Hamza.
Ve boşlukta bir mızrak belirdi.
Ey Hamza! Uhud’u her anışımızda kaç mü’min girmek ister mızrakla senin arana? Kaç mü’min keşke ben öleydim,
keşke mızrak benim sineme saplansaydı der? Ama Şehidlerin Seyyidi sensin! Şehidlerin Efendisi sensin! Uhud’da şehidler var… Şehidlerin Seyyidi Hamza var Uhud’da! Rasul-i Zişan’ın(A.S.M.) gözlerinden boşalan yaş,
Hamza’yı yıkar gibiydi! Fahr-i Kainat(A.S.M.) hiç bu kadar elem duymamıştı! Hiç bu kadar üzülmemişti! Ve amcasına hiç böyle seslenmemişti ‘Ey Rasulullah’ın(A.S.M) amcası Hamza; Ey Allah(C.C.) ‘ın ve Rasulü’nün(A.S.M) Arslanı Hamza; Ey hayırlar işleyen Hamza; Ey Rasulullah’a(A.S.M) koruyucu olan Hamza; Allah(C.C.) sana rahmet etsin! Eğer senden sonra yas tutmak gerekseydi; Sevinmeyi bırakıp sana yas tutardım! ‘ Ve bir ayet yankılanıyor Ahzab dağında (Bismillahirrahmanirrahim-Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla!) ‘Mü’minlerden öyle yiğitler vardır ki,
Onlar Allah(C.C.) ‘a verdikleri sözde sadakat gösterdiler.
Onlardan bazıları şehid oluncaya kadar çarpışacağına dair yaptığı adağını yerine getirdi.
Kimisi de şehid olmayı bekliyor.
Onlar verdikleri sözü asla değiştirmediler.’

Uhud İlahisi Hakkında

Uhud, Dursun Kızılkaya tarafından seslendirilen ve ilahi-sozleri kategorisinde yer alan önemli bir manevi eserdir. Bu ilahi, İslam kültüründe yüzyıllardır söylenen ve günümüzde de büyük ilgi gören ilahi geleneğinin güzel örneklerinden biridir. Eser, sözleri ve melodisiyle dinleyicilere manevi bir yolculuk sunar.

Sözlerin Anlamı ve Mesajı

İlahinin sözleri, manevi duyguları ve ilahi aşkı ifade eden derin anlamlar taşır. Uhud ilahisi, dinleyicilerini Allah'a yakınlaştırmayı ve manevi değerleri güçlendirmeyi amaçlar. Eserde işlenen temalar arasında ilahi aşk, peygamber sevgisi, dünya hayatının geçiciliği ve ahiret bilinci gibi konular öne çıkar.

Dursun Kızılkaya Yorumuyla

Dursun Kızılkaya, kendine özgü yorumu ve içten sesiyle bu ilahiyi icra etmiştir. Sanatçının sade ve duygusal üslubu, ilahinin manevi etkisini artırır. Dursun Kızılkaya'nın repertuvarında yer alan bu eser, dinleyiciler tarafından sıklıkla tercih edilen ve paylaşılan bir ilahi olmuştur.

Ne Zaman Dinlenir?

Bu ilahi, özellikle şu zamanlarda dinlenmesi tavsiye edilir:

  • Sabah namazı sonrası güne manevi başlangıç için
  • Akşam dinlenme saatlerinde huzur bulmak için
  • Ramazan ayı ve kandil gecelerinde
  • Yolculuk sırasında manevi atmosfer için
  • Zor zamanlarda manevi destek için

İlahi Dinlemenin Faydaları

Manevi müzik dinlemek, bilimsel araştırmalarla da kanıtlandığı üzere insan ruhu üzerinde olumlu etkiler bırakır. İlahi dinlemek; stres seviyesini düşürür, kalp ritmini düzenler, ruhsal dinginlik sağlar ve kişinin kendisiyle barışık olmasına yardımcı olur. Bu tür manevi eserler, günlük hayatın stresinden uzaklaşmak ve iç huzuru bulmak için etkili bir araçtır.

Benzer İlahiler

Bu ilahiyi beğendiyseniz, sitemizdeki benzer manevi eserleri de keşfedebilirsiniz. Sanatçı dizininde Dursun Kızılkaya'nın diğer eserlerini, kategori bölümünde ise aynı türdeki diğer ilahileri bulabilirsiniz.

Telif ve Kaynak Bilgisi

Bu sayfada yer alan ilahi kaydı, ilgili hak sahibinin izniyle veya kamuya mal olmuş kaynaklardan elde edilmiştir. Telif hakkı ihlali olduğunu düşündüğünüz içerikler için lütfen iletişim sayfamızdan bize ulaşın; en kısa sürede gerekli işlem yapılacaktır.

Yorum Yapın
Güvenlik: 6 nedir?