Ben senin gülşeninde bülbül-i zarim Efendim Sensiz gönül ikliminde gül-i zarim Efendim Ta Elest Meclisi’nde kapıldım rüzgârına bir ebedi nağmedir rüzgarım Efendim
Can yurduna devadır bir defa tebessümün Canim hasta firakınla yârim Efendim Kapında boynu bükük bir lale gibi halim Medet kil kovma beni ey hünkârım Efendim
Senden özge ne es var,
ne dost var,
ne arkadaş Yanmış,
yıkılmış yurdum,
terk-i diyarım Efendim Şu günahkâr halimi nasıl arz etsem acep Kurudum,
kadid oldum,
sonbaharım Efendim
Sünnetini unutmuş ümmetini gördükçe Yüreğim paramparça ve bimarim Efendim Yavrusunu yitirmiş bir ceylanım dağında Bulanık seller gibi bikararım Efendim
Yankısını bulmuyor ne tebliğim ne davetim Arsı dahi titretir su efkârım Efendim Şeytan kahkahalarıyla çınlayan caddelerde Yürümekten yorgunum ve bizarım Efendim
Hüsnünü insanlara vasf edemedim gitti Bu yüzden kebap oldum dahi narım Efendim Şu muzdarip ruhumu kafesinden kurtarıp Beni de gül bahçesine al didarım Efendim
Ey nur-u mükevvenat aşkındır gayrısı yok Fani âlem içre baki karim Efendim Özümde bin Yunus’un sevdası gizli durur Evet Sensin,
sade Sen bütün varım Efendim.
Bu eser Resulullah’a ismiyle
İlahi kategorisine eklenmiştir.