Dil ne bilir, şekeri şerbeti, Aldığın lezzeti, baldan mı sandın! Ne arı, ne de ağaç verir nimeti Elmayı, narı daldan mı sandın!
Baharı gönderir al gelin gibi, Bir hazine ki görünmez dibi, O Cemil’dir Cemal O’nun tecellisi Güzeli yeşilden, aldan mı sandın!
Çok istesen de inadın olmaz, Takdirden öte muradın olmaz, O uçurursa, senin kanadın olmaz, Uçmayı kuştan, kartaldan mı sandın!
O’nun emriyle göktedir varlıklar, O’nun emriyle yerde kalabalıklar O dilerse, kavağa çıkar balıklar Su düzenli hayati faldan mı sandın!
Gördüğün, göremediğin… göz O’nun Bildiğin, bilemediğin… öz O’nun Dediğin, diyemediğin… söz O’nun Kelamı dudaktan, dilden mi sandın!
O dilerse, azlar çok olur, O dilerse varlar yok olur, O dilerse açlar tok olur, Tokluğu paradan puldan mı sandın!
İbrahim duada Nemrut’un ateşinde, Ateşler gülzar olur, türlü esrar işinde, Oğul razı kurbandır babasının peşinde, Kesmeyen bıçağı İsmail’den mi sandın!