Bir gün avcının biri tuzak kurmuş ormana Minik bir dal serçesi yakalanmış kapana Avcı küçük avını tutup almak isterken Bir ses duymuş kulağı serçe konuşmuş birden Ey avcı sen çok büyük avcıymışsın anladım Benim aklım çok küçük ben ki sana avlandım Şimdi dek çok büyük avlar yedim doymadım Benim etim çok küçük yesen bile doymazsın
En iyisi ben sana üç güzel söz söyleyeyim Beni bırak ormana ben yuvama döneyim Avcı bakmış düşünmüş peki demiş serçeye Serce hemen başlamış güzel öğütlerine Olmayacak şeylere sakın inanma beyim Kim söylerse söylesin aldanıp kanma beyim Şimdi bırak beni de ikinciyi diyeyim Şu kayanın üstünde başka öğüt vereyim Kuşu bırakmış avcı serçe kayaya konmuş İkinci öğüt için söze girip konuşmuş Sakın kendini üzme gidenleri anlatma İnsan mutlu olamaz kaçırdığına yanmakla Üçüncü öğüt için şu ağaca çıkayım Bu söz yüce bir sözdür yukarıdan bir bakayım Demiş ve uçmuş hemen bir ağacın dalına Oradan gülüvermiş o avcının haline Ey aptal avcı bilsen ne değerli kuşum ben Benim karnım doludur altın ile gümüşten Deyince bizim avcı dövünmeye başlamış Tutmuş içini sancı yaptığına pişmanmış Bari üçüncü sözü söyle demiş serçeye Serçecik bu sefer de başlamış bir gülmeye Demiş ki ilk ikisi girmedi kulağına Üçüncüyü boş ver de ağla salaklığına Ben küçücük bir kuşum bende altın ne gezer İlkini unutmuşsun ikinci daha beter Demedim mi elinden kaçan şeye sen yanma Demedim mi ey avcı olmaz şeye inanma
Bu eser Serçecik ismiyle
İlahi kategorisine eklenmiştir.