Tecellâ-yı cemâlinden habîbim nev-bahâr âteş Gül âteş bülbül âteş sünbül âteş hâk ü hâr âteş Şu’â’-ı âfitâbındır yakan bi’l-cümle uşşâkı Dil âteş sîne âteş hem dü çeşm-i eşk-bâr âteş Hayâl-i şem’-i rûyinle ‘acep mi yansa cân ü dil Nigârım gel de gör kalbimde âteş âh ü zâr âteş Ne mümkün bunca âteşle şehîd-i ışkı gasl etmek Cesed âteş kefen âteş hem âb-ı hoş-güvâr âteş Ben el çektim safâ-yı hâtır u ârâm-ı cânımdan
Safâ âteş cefâ âteş firâr âteş karâr âteş Ne yapsam bu dil-i mahzûnu mesrûr eylemem şâhım Gam âteş gam-güsâr âteş temennâ-yı mesâr âteş Ümîd-i âfiyet besler mi Es’ad yârdan hâşâ Saçar oldukça gözden ol nigâr-ı gül-i zâr âteş Sevgilim! Senin cemâlinin belirmesiyle ilkbahar âteşlere yandı; gül,
bülbül,
sünbül,
toprak ve diken,
hepsi âteşler içinde kaldı.
Cümle âşıkları yakan senin güneşinin parlak ışıklarıdır.
Gönlüm,
kalbim,
hatta aşkınla durmadan ağlayan şu iki gözüm dahî âteşler içindedir.
Mübarek yüzünün nûrunun hayaliyle canım ve gönlüm yansa bunda şaşılacak ne var? Ey nigârım! Gel de gör ki kalbim ve feryâdım nasıl âteş kesilmiş.
Aşk şehidini bu kadar âteşle gasletmek ne mümkün? Onun zaten cesedi de,
kefeni de,
yıkanacağı tatlı su da âteş! Ben gönül neşesinden ve can rahatlığından vazgeçtim.
Zira neşe de âteş,
eziyet de âteş,
bunlardan kaçmak da âteş,
kalmak da âteş! Ey Şâhım! Ben ne yaparsam yapayım bu mahzun gönlümü sevindiremem.
Çünkü gam âteş,
gamıma ortak olan âteş,
sevinme arzusu dahî âteş! Sevgili,
gözlerinden âteşler saçmaktayken Es’ad hiç yârinden huzur ümidi besleyebilir mi? Hâşâ!
Bu eser Tecellayı Cemalinden Habibim Nevbahar Ateş ismiyle
İlahi kategorisine eklenmiştir.