Zât-ı Hakk’da mahrem-i irfân olan anlar bizi İlm-i sırda bahr-i bî-pâyân olan anlar bizi Bu fenâ gülzârına bülbül olanlar anlamaz
Vech-i bâkî hüsnüne hayrân olan anlar bizi Dünyâ vü ukbâyı ta’mir eylemekten geçmişiz Her taraftan yıkılıp vîrân olan anlar bizi Biz şol abdalız bıraktık eğnimizden şâlımız Varlığından soyunup üryân olan anlar bizi Kahr u lutfu şey’-i vâhid bilmeyen çekti ‘azâb Ol ‘azâbdan kurtulup sultân olan anlar bizi Zâhidâ ayık dururken anlamazsın sen bizi Cür’a-i sâfî içip mestân olan anlar bizi Ârifin her bir sözünü duymaya insân gerek Bu cihânda sanmanız hayvân olan anlar bizi Ey Niyâzî katremiz deryâya saldık biz bugün Katre nice anlasın ummân olan anlar bizi Halkı koyup lâ-mekân ilinde menzil tutalı Mısriyâ şol cânlara cânân olan anlar bizi Bizi ancak Allah’ın zâtındaki gizli bilgilere sahip olanlar ve marifet sırlarında sonsuz deniz olanlar anlayabilir.
Bizi bu dünyanın gelip geçici gül bahçesinde bülbül olanlar değil; ancak Allah’a hayran olanlar anlar.
Bu dünyâ için de âhiret için de uğraşmaktan geçtik; Allah’tan başka bir derdimiz kalmadı.
Bizi her taraftan yıkılıp viran olanlar anlar.
Biz bedenimizdeki şalı bırakmış,
her türlü makam ve mevkiden vazgeçmiş abdallarız.
Bizi ancak varlığından soyunanlar anlar.
Kahrı da lutfu da bir bilmeyen azâb çekti; bizi o azâbdan kurtulup sultân olanlar anlar.
Ey zâhid! Sen bizi ayıkken anlamazsın.
Bizi ancak aşk şarabından içip sarhoş olanlar anlayabilir.
Âriflerin her bir sözünü anlayabilmek için nefsin esaretlerinden kurtulup insan olmak gerek.
Bu dünyâda nefsine kul olup hayvân derekesinde olanlar bizi anlayamaz.
Ey Niyâzî! Biz bugün damla gibi olan varlığımızı deryâlara salıp yok ettik.
Bizi artık varlığından geçemeyenler değil okyanus olanlar anlar.
Ey Mısrî! Allah’tan başka her şeyden vazgeçip mekânsızlık ilinde kaldığımızdan beri bizim hâlimizi ancak cânlara cânân olan anlar.
Bu eser Zatı Hakk'da Mahremi İrfan Olan Anlar Bizi ismiyle
İlahi kategorisine eklenmiştir.