Ahir yolcusuyum uzundur yolum sırtımda dikişsiz bir beyaz tulum Azık torbası boş,
fakir bir kulum; ben nasıl güleyim söyleyin dostlar.
Rabbime ezelde verilmiş sözüm; dönmüşüm sözümden,
gaflette gözüm.
Huzura çıkmaya,
kalmamış yüzüm; ben nasıl güleyim söyleyin dostlar.
Kur’an’da,
Mahşeri anlatır Settar; yollar kıldan ince,
kapılar
çok dar.
Cennet güzel amma,
Cehennem de var; ben nasıl güleyim söyleyin dostlar.
Cehennem ki o gün,
doymaksızın yer,
“doldun mu?’ dedikçe,
‘Daha yok mu?’ der.
Bir ömür ağlasam,
bu ayet yeter; ben nasıl güleyim söyleyin dostlar.
O gün gelir,
bölük bölük cümlesi,
sürülür ateşe,
nankör zümresi.
Kur’an’da var ki bir,
Zümer Suresi; ben nasıl güleyim söyleyin dostlar.
Yüce Rabb’im,
kullarına duyurmuş; çok ağlayıp,
az gülsünler buyurmuş.
Vah ki; gafletimi yüzüme vurmuş; ben nasıl güleyim söyleyin dostlar.
Son nefes,
kapımı çaldı çalacak,
yarın belki sınav,
bitmiş olacak,
Korkarım karnede zayıf kalacak; ben nasıl güleyim söyleyin dostlar.
Bu eser Ben Nasıl Güleyim ismiyle
İlahi kategorisine eklenmiştir.