Âteş ne-zened der dil-i mâ illâ hû Kûteh ne-küned menzil-i mâ illâ hû Ger âlemiyan cümle tabîban bâşed Hallî ne-küned müşkil-i mâ illâ hû Yar medet ey yar medet ihsar medet “Bizim gönlümüzü tutuşturan odur (hû’dur) ancak.
Yolumuzu kısaltan odur ancak.
Bütün insanlar hekim olsa,
(yine de) derdimize deva olan odur ancak.” (Ger) sebzeî râ nî me-râ gül-berg-i ter(î) Şâdmânem ki resed ender murâd-ı hoş (Velî ey çâreî ender murâd yâr-i men)1 “Benim taze gül yaprağım,
muradımca gelir diye sevinçliyim.
” İmrûz semâast semâast semâ‘ Nûrest şuâast şuâast şuâ‘ İn aşk metâast metâast metâ‘ Ez akl vedâast vedâast vedâ‘ “Bugün semâ var,
semâ var,
semâ; nur var,
ışık var,
ışık var,
ışık.
Bu aşk metâdır,
metâdır,
metâ; akla vedâdır,
vedâdır,
vedâ.” Ey bî-vefâ yâr in-çünin bî-rahm ü sengin-dil me-bâş Ey derdmendân-ı tüîm ez hâl-i mâ gâfil me-bâş “Ey vefasız sevgili,
böyle merhametsiz ve taş kalpli olma! Senin derdini çekiyoruz,
hâlimizden gâfil olma!” Der çemen üftâd nâle-i bülbül Tâ tü der âyî der hayme-i gül “Çimenlikte,
“Gül çadırına gir” diye (bir) bülbül nağmesi geldi.” Sultân-ı menî sultân-ı menî Ender-i dil ü can îmân-ı menî Der men bi-demî men zinde şevem Yek can çi şeved sad cân-ı menî “Sultânımsın,
sultânımsın; cânımda,
gönlümde imânımsın.
Bana üflersen ben dirilirim.
Bir cân da nedir? Yüz cânımsın.”
Bu eser Hüseyni Mevlevi Ayini Birinci Selam ismiyle
İlahi kategorisine eklenmiştir.