Ana Sayfa Abdullah Tamamlar
Akl tâvûsu açdı girü perr ü bâl Tâ ki cevlân ile göstere cemâl Fikr sahrâsı içine girdi hoş Cân semenzârında cevlân kıldı uş Urdu ma’nâ perrini birbirine Tâ ki nakş u reng-i fikret görüne Daldı dil bahrine hem gavvâs-vâr Buldu anda nice dürr-i şâhvâr Aldı aşk bâzârına geldi anı Ana âşık müşteri gelsin kanı İmdi ol dür dürclerini açalım Size mi’râc dürlerinden saçalım Cân kulağın ger tutar isen bana Mustafâ mi’râcını aydam sana İşit imdi Mustafâ mi’râcını Nice urundu se’âdet tâcını Göklere hem nice seyrân kıldı ol Hak Te’âlâ Hazretine buldu yol Hem ana Allah nice lutf eyledi Ya nice rahmet honuyla toyladı Ol se’âdetler kim anda buldu ol Dünyâda hiçbir kişi bulmuş değil Anda ol gördüğün âdem görmedi Kimse hem ol irdiğine ermedi Görüp işidüp dediğinden ey cân Bazısın uş size kılalım beyân Bir gece isneyn gecesinde Resûl Ümmühânî evine kıldı nüzûl Anda iken nâgehân ol yüzü ak Cebrâil cennetden irgürdü Burak Dur berü gel yâ Muhammed tiz dedi Kim seni Hak Hazretine ündedi Durdu fi’l hâl Mustafâ-yı mâh-rû Cebrâil katına vardı ilerû Cebrâil tutdu Burak’ı bindi ana Hoş yöneldi yürüdü Hak’dan yana Aldı gitdi Mustafâ’yı Cebrâil Önüne düşdü ana oldu delîl Yolda çok türlü acâib gördü hem Geldi Kuds’e erdi vü urdu kadem Enbiyâ ervâhı hâzır geldiler
Mustafâ’ya cümle izzet kıldılar
Enbiyâ ervâhına erdi nidâ Kim kılalar
Mustafâ’ya iktidâ Anda Ahmed bunlara oldu imâm Enbiyâ rûhu ana uydu tamâm İki rek’at kıldı Aksâ’da namâz Öyle emretmişdi ol bî-niyâz Çün namâzı kılıben döndü Resûl Geldi Sahrâ taşına kıldı duhûl Gördüler nûrdan urulmuş nerdübân Bil oradan oldular göğe revân Erdi evvelki göğe bunlar tamâm Kapı açıldı vü girdi ol hümâm Ol gök ehli cümle karşu geldiler
Mustafâ’ya türlü ikrâm kıldılar
Merhaben bik yâ Muhammed dediler
Ey şefâ’at ıssı Ahmed dediler
Her göğe kim erdi ol hayrü’l enâm Ol gök ehli kıldılar izzet tamâm Her biri kutluladı mi’râcını Dedi urundun se’âdet tâcını Her ne denlü kim melekler vâr idi Kutlu olsun bu kerâmetler dedi Bu kerâmetler ki Hak verdi sana Vermedi hiç kimseye önden sona Gördü gök ehli ibâdetde kamu Her biri bir türlü tâ’atde amû Kim kıyâm içre kimi kılmış rükû’ Kimi Hakk’a secde kılmış bi’l huşû’ Kim tahiyyâta oturmuşdu müdâm Ol idi tâ’atları her subh u şâm Kimi takdîs ü kimi temcîd okur Kimi tehlîl ü kimi tahmîd okur Kimisini aşk-ı Hak almış durur Vâlih ü hayrân u mest kalmış durur Her birinin yetdiğince tâkatı Haşr olunca uş bulardır tâ’atı Anların tâ’atların ol bî-niyâz Cem’ edüben adını urdu namâz Mustafâ’ya verdi dedi ol Ganî Ümmetine armağan ilet bunu Her kaçan kim bu namâzı kılalar
Cümle gök ehli sevâbın bulalar
Gör Resûl’e Hak ne ikrâm eyledi Ümmetine böyle in’âm eyledi Her göğe kim vardıysa ol bahtiyâr Ümmetin dile dediler zînhâr Her ne hâcet dilesen makbûldür Cümle maksûdun senin mahsûldür Göklerin kangısına girdiyse ol Her birinde çok acâib gördü ol Arş u Kürsî’yi görüben ol hoca Geçdi yetmiş bin hicâbı ol gece Bunların içre dahî her ne ki var Anda gördü bunda dedi âşikâr Çünkü kamusun gördü geçdi öte Vardı erişdi ol ulu Hazret’e Hak te’âlâ Hazretine erdi ol Hak ne kim gösterdi ise gördü ol Bî-hurûf u lafz u savt ol pâdişâh Mustafâ’ya söyledi bî-iştibâh Hakk’ı gördü Mustafâ bî-keyf ü kem Hak durur bu sözleri ben kim direm Anda ol erdiğine hiç akl u fehm Ermedi ermeyiserdir cümle vehm Hak’dan her maksûdunu buldu tamâm Menziline döndü girü ol hümâm Ol gece ne devlete erdiğini Ne işidüp yâ neler gördüğünü Cümlesin ashâbına verdi haber Bunlar işitdi vü buldu hoş ferah Hem safâlar artdı eksildi terah Hakk’a çok şükr ü Habîb’ine selâm Kasr edüp mi’râcı uş kıldık tamâm Çünki mi’râcını kıldık ihtisâr Bazı evsâfın dahî işit ey yâr Haşre dek ger denilirse bu kelâm Nice haşr ola bu olmaya tamâm Ger dilersiz bulasız oddan necât Aşk ile derd ile aydun es-salât X
Bu eser Akl Tavusu Açdı ismiyle
İlahi kategorisine eklenmiştir.