A-Z Dizin search Giriş Yap Kayıt Ol Ana Sayfa visibility Gel beri ey aşk oduna yanıcı Kendisi ma’şûka âşık sanıcı Dinle gel mi’râcın ol şâhın ayân Âşık isen aşk oduna durma yân Bir düşenbih gecesi tahkîk haber Leyle-i Kadr idi ol gece meğer Ol hümâyûn-baht u ol kadri yüce Ümmü Hânî hânesindeydi gece Ânda iken nâgehân ol yazı ak Cennete var dedi Cebrâil’e Hak Bir murassa tâc al hulle kemer Hem dahî al bir Burâk-ı mu’teber Ol habîbime ilet binsin anı Arşımı seyreylesin görsün beni Cebrâil çün cennete vardı revân Gördü kim bî-had burâk otlar hemân İçlerinde bir burâk ağlar katı Yimez içmez kalmamış hiç tâkatı Gözlerinden yaşı Ceyhûn eylemiş Ciğerini derd ile hûn eylemiş Dedi Cebrâil nedir ağladığın Hüzn ile cân ü ciğer dağladığın Bâkî yoldaşın yiyip içip gezer Sen inilersin de cânın ne sezer Dedi kırk bin yıl-durur kim yâ Emîn Aşkıdır bana yemek içmek hemîn Nâgehân bir ün işitdi kulağım Gitdi aklım bilmezem solum sağım Yâ Muhammed diyerek çağırdılar
Bir sadâ birle ki yürekler deler Ol zamandan bihnezem kim n’olmışam Ol adın ıssına âşık olmışam Yüreğim içinde eridi yağım Âşık oldu görmeden bu kulağım Cenneti başıma aşkı dar eder Gece gündüz işim âh ü zâr eder Gerçi zâhir Cennet içre dururam Ma’nâda hasret azâbın görürem Ger iremezsem visaline ânın İdiserim terkini cân ü tenin Cebrâil dedi Burâk’a ey Burâk Verdi Hak maksûdunu kılma firâk Kimde kim aşkın nişânı var-durur Âkıbet ma’şûka ânı irgürür Gel berü ma’şûkuna irgüreyim Yüreğin zahmına merhem süreyim Aldı Cebrâil Burâk’ı ol zemân Tâ Cenâb-ı Ahmed’e geldi hemân Hak selâm etdi sana yâ Mustafâ Kim mübârek hatırın bulsun safâ Dedi kim gelsin konuklaram anı Arşımı seyreylesin görsün beni Dâim ister hazretimden her melek Arş ü Kürsî Sidre çarh-i nüh-felek Cümlesi ânın yüzün görmek diler Ayağına yüzlerin sürmek diler İşbu gece bir gecedir ey Emîn Olusar ayn-el-yakîn hakk-el-yakîn Bu gece zâhir olur esrâr-ı Hak Gösteriserdür sana dîdâr-ı Hak Zemzemeyle doldu kevn ile mekân Arş’a vardı dediler
Fahr-i cihan Hem sekiz Cennet kapısın açdılar
Yolun üstüne cevâhir saçdılar
Gel gidelim Hazret’e yâ Mustafâ Muntazırdır anda ashâb-ı safâ Sana cennetden getirdim bir Burâk Da’vet-i Rahmân’dır ey nûr-ı Hak İşidip ânı Resûl oldu ferah Şâdlık geldi kamu gitdi terah Durdu yerinden hemân-dem Mustafâ Koydu tâcı başına ol pür-safâ Çekdi ol demde Burak’ı Cebrâil Önüne düşdü âna oldu delîl Hoş süvâr oldu âna Şâh-ı cihân Açdı perrini Burâk uçdu hemân Tarfet-ül-ayn içre Sultân-ı ümem Geldi Kuds’e erdi ve basdı kadem Enbiyâ ervâhı karşı geldiler
Mustafâ’ya cümle ikrâm kıldılar
Erdi ol dem Hak’dan ervâha nidâ Kim kılalar
Mustafâ’ya iktidâ Pes geçüp mihrâba ol Hayr-ül-enâm Enbiyâ ervâhına oldu imâm İki rek’at kıldı Aksâ’da namâz Öyle emr etmiş idi ol bî-niyâz Gördüler nûrdan kurulmuş nerdübân Nedübândan oldular göğe revân Erdiler evvel göğe bil-ihtirâm Kapı açıldı ve girdi ol hümâm Gördü gök ehli ibâdetde kamu Her biri bir dürlü tâ’atde kamu Kimi tesbîh ü kimi tahmîd okur Kimi tehlîl ü kimi temcîd okur Kim kıyâm içre kimi kılmış rükû’ Kimi Hakk’a secde etmiş bâ-huşû’ Kimisini aşk-ı Hak almış-durur Vâlih ü hayrân ü mest kalmış-durur Hep gök ehli cümle karşı geldiler
Mustafâ’ya izzet ikrâm kıldılar
Merhaben bik yâ Muhammed dediler
Ey şefâ’at kânı Ahmed dediler
Her biri kutluladı mi’râcını Dediler giydin se’âdet tâcını Bu kerâmetler ki Hak verdi sana Vermedi hiç kimseye önden sona Ermedi evvel gelen bu devlete Kimse lâyık olmadı bu rif’ate Her ne hâcet dilesen makbûldür,
Cümle maksûdun senin mahsûldür Ol gece durmadı cevlân eyledi Öyle kim eflâki seyrân eyledi Her birinde türlü hikmet gördü ol Tâki vardı Sidre’ye erişdi yol Cebrâil’in durağıdır ol makâm Nüh-felek tâ kim tutalıdan nizâm Kaldı Cebrâil makâmında hemîn Dedi âna Rahmeten-lil-âlemin Bilmezem bu yolları ben nideyim Kim garîbem bunda kande gideyim Cebrâil dedi Resûl’e ey Habîb Sanma ki bu yerde sen seni garîb Senin için yaradıldı nüh-felek İns ü cinn ü hûr ü cennet hem melek Bunda hatm oldu benim cevlân-gehim Mâverâsından dahî yok âgehim Bana böyle emr etmiştir Zü’l-celâl Açmayam ben bundan
öte perr ü bâl Ger gecem bir zerre kadar ileru Yanarım başdan ayağa ey ulu Dedi Cebrâil’e ol Fahr-i cihân Pes makâmında dur imdi sen hemân Çün ezelden bana aşk oldu delîl Yanar isem yanayım ben ey halîl Lî ma’allah vakti benimdir hemân Tâ ki kurbân eyleyem bâş ile cân Râh-ı aşkda kim sakınır cânını Ol kaçan görse gerek cânânını Râh-ı aşkı sanma gâfil serseri Belki kemter nesnedir vermek seri
Bu eser Gel Beri Ey Aşk Oduna Yanıcı ismiyle
İlahi kategorisine eklenmiştir.