Gel beru ey tâlib-i esrâr-ı yâr Eyleyen ‘ilm u ledünnîden nisâr Râgıb isen mekteb-i ‘irfâna gel ‘Âşık isen mevlid-i cânâna gel Tut kulak tâ söyleyem nev-dâsitân Dâsitânlar içre gâyet dil-sitân Ger irerse kalbime feyz-i ilâh Rûh-ı erkemden bulursam dest-gâh Hızr olam sunam sana âb-ı hayât Nûş edersen görmeye kalbin memât Dest-i beyzâ gösterem Mûsâ gibi Mürdeler ihyâ edem ‘Îsâ gibi Çün Süleymân taht-ı fikrimde süvâr Eyleyem kat’-ı menâzil bî-şümâr Hüdhüd-kalbi Sabâ-yı kalbe nûş Gönderem seyr eylesin
şevk ile hoş İrgüre San’â-yı dilden ey haber Kimse dimemiş ola hoş mu’teber Şimdi zâhir mevlidi kıldım beyân Tâkatim yetdikçe depretdim zebân Dilerim mevlûd-i bâtından nişân Söyleyem tâliblere ey ‘âlî-şân Gerçi mevlidde denildi çok kitâb Lîk hiç gitmedi bu yüzden nikâb Hamdülillâh kim bu dem fettâh-ı gayb Bana feth itdi bu bâbı itme rayb Hem işâret oldu Hazret’den yine Mevlidinde menn ü selvâlar yine Mevlid-i zâhir ‘avâmındır
şehâ Mevlid-i bâtın nasîb-i müntehâ Mevlid-i zâhir hemân birdir yakîn Mevlid-i bâtın havâssındır hemîn Kim tecellî ideli ol Müste’ân Kendi zâtına ezelde ol nihân Dembedem doğmakdadır sırr-ı Resûl Anı kat’ oldu sanır her bir fuzûl Tâ kıyâmet bâkîdir ol mevlidi Duyusarsın oldun ise mühtedî Her zamân bir merd-i kâmilden zuhûr Eyleyüp bir âhara eyler ‘ubûr Gâhî Şiblî’den gehî Mansûr’dan Gâh Cüneyd’den geldi geh Tayfûr’dan Gâhî Nu’mân’dan gehî İdrîs’den Gâhî bâtından gehî tedrîsden Cümlesinden zâhir olan vecd-i hâl Sırr-ı Ahmed’dir ki doğdu lâ-mahâl Dembedem mevliddedir ehl-i safâ Her zamân doğmakdadır nûr-ı Mustafâ Ko gümânı meclis-i cânâna gel Tâ kıyâmet gülşen-i sultâna gel Kim bu bir gülşen-dürür irmez hazân Tâzedir reyhânı güller câvidân Hem usanmaz bu gülün bülbülleri Eksik olmaz dâimâ gulgulleri Bil bu bir meclis-dürür ey yâr-ı dîn Hizmete bel bağlamış rûhu’l-emîn Sâye-bânıdır bunu seb’-i tıbâk Hizmet için tutar İskender burâk Meclise pervânedir kerrûbiyân Şem’-i şekvâ ‘âşık isen sen de yan Mutrıb olmazsan şehâ târibden ol Sâkî olmazsan bu dem şâribden ol Cân u dilden râgıb ol bu meclise Tâ sana Şeh’den ‘atâlar irişe Saçıla rûhsâr-ı câna hoş gül-âb Gelmeye anda hisâba müşk-i nâb Şehd-i ‘irfândan içesin tayyibât Düşe haclet âbına kand-ı nebât Sîneler micmer ola ‘ûdî-safâ Neşr ide bu ‘âleme bûy-i vefâ Hoş teneffüs eyleye bûy-i visâl Lîk hicrân virmeye dahi melâl Başlaya evrâdına murg-ı seher Uyanup çeşmin aça sâhib-nazar ‘Azm-i râh ide yine her dil-fikâr Kalmaya tâ kârbânından katâr Ger bu söz dinile tâ yevme’l-kıyâm Hak budur bir harfi olmaya tamâm Olmak istersen
Resûl’e âşinâ Ver salâtı bul anınla rûşenâ Dinle benden bu beyâna beyyinât Suhf-ı dilden okuyam çok kâtı’ât Çünkü geldi bunda ol sultân-ı dîn Ol Muhammed rahmeten-lil-‘âlemîn Buldu îmân ile ashâb sad safâ İrdi küfr emrâzına andan şifâ Buldular emmâre vasfından halâs Oldular dergâh-ı Hakk’dan hâs-ı hâs Nefsleri hâindi oldu âmine Tâlib oldular
Muhammed nûruna Pes tasarruf eyledi sırr-ı Resûl Nefsleri cem’ oldu ma’nâ ile ol Oldular nûr-ı Resûl’den hâmile Nâkıs iken oldular hoş kâmile Düşdü erhâm-ı kulûba çünkü nûr İtdi pes âsârı anlardan zuhûr Vakt irişdi anlara eyyâm u sâl Doğdu etfâl-ı me’ânî hoş hısâl Dilleri nûr oldu Hakk’dan söyledi Elleri nûr oldu ihsân eyledi Her neye bakarsa ‘ibret aldılar
Her işiden de hakîkat buldular
Zâhir ü bâtında te’sîr itdi nûr Kim ki gördü anları buldu surûr Mâ-hasal bir nûrdur ol sırr-ı kıdem Her kime irse dimez dahi nidem İrse ger vîrâneye ma’mûr ider Girse zulmet-hâneye pür-nûr ider İrse ger a’mâya bulur rûşenâ Görse ger bîgâne olur âşinâ Girse gam-gîn dillere ol şâd olur Gam ile vîrân iken âbâd olur Ger gedâya irse nâgeh şâh ider İrse gaflet ehline âgâh ider Hastaya irse o dem bulur şifâ İrse ger fakr ehline ierir gınâ Kankı kula irse ol âzâd olur Kaydın ıtlak eyleyüp dilşâd olur Ey nice câhilleri dânâ eder Görmez iken yolunu bînâ eder Ey nice büthâneden sıddîk ider Sadrın anın ma’den-i tasdîk ider Ey nice fısk ehline virir salâh Her işi hüsrân iken bulur felâh Bu söze yokdur nihâyet ko bunu Söyle şâhın ma’nevî mevlûdunu Pes sahâbe oldular bu nûra gark Başladı ‘âlemde yer yer vurdu berk Tâbi’în meydâna geldi ba’d-ez-ân Gördüler ol nûru ashâbda ‘ayân Kesb edüp ol nûra isti’dâd-ı tâm Tâlib oldular o nûra ey hümâm Gördüler tâlibleri subh-ı güzîn Anlara cem’ oldular anda hemîn Pes cimâ’-ı mânevî buldu husûl Göçdü ol nûr anlara itdi vusûl Tâbi’îne itdi nûr çün intikâl Anları zeyn eyleyüp verdi kemâl Nutfe-i nûr ile erhâm-ı kulûb Hâmileydi terbiyetle oldu hûb Doğdu her birinden etfâl-i me’ân Fikreti nûr oldu sözler fevt-i cân ‘Urve-i vuskâyı muhkem tutdular
Ol habîbin sünnetince gitdiler
Buldular sırr-ı mesânîden nişân Oldular sırrı bulanlar ‘âlî-şân Aldılar ‘ilm-i ledünnîden sebak Buna ‘âr olmaz gel oku bir varak İtmeyen ‘âlemde bu ‘ilmi taleb ‘Âleme geldim diye n’eyler ‘aceb Bilmeyen bu ‘ilmi kesb itmez suhûh Ey ‘aceb ol kes kime eyler sücûd Olmak istersen habîbe âşinâ Ver salâtı bul anınla rûşenâ Bu kemâli buldular pes tâbi’în Çâr imâm irişdi oldular mu’în Vurdular erkân-ı dîne hoş esâs İtdiler
âyât-ı Hakk’dan iktibâs İtdi kâmiller
çü tedvîn-i kitâb Keşf olundu yer yer esrâr-ı hitâb Cümle karnı seyredüp nûr-ı Nebî Geldi zâ târîhi hem seksen yedi İtdi bu devre çün ol sır intikâl Nice nâkıs buldular andan kemâl Şark u garbda oldu ol nûr âşikâr Gözün aç tâ göresin ey dil-fikâr Dembedem doğmakdadır her kûşede Sırr-ı hatmi’l-enbiyâ bu devrede Dimesin bu sözü ehl-i irtiyâb Gitdi ehli şehr-i ‘aşk oldu harâb Şems-i Tebrîzî gibi çokdur ulu Kanı Mevlânâ gibi bir bahtılu Şehr-i ‘aşk ma’mûr-durur ez-ibtidâ Yine ma’mûr olısar tâ intihâ Çünkü Hakk vurdu anın bünyâdını Nüh-felek koparmaya bir taşını Ger bu söze şâhid istersen ‘ayân Bu hadîsi gel oku gitsin gümân
Bu eser Faslün Fi Mevludil Maneviyyi ve Zuhuri Nurihî Fi Ümmetihi ismiyle
İlahi kategorisine eklenmiştir.