Söyle ey gûyende-i esrâr-ı Hakk Çün tulû’ itdi sana envâr-ı Hakk Kenz-i mahfînin dilidir bu zebân Depret anı kim demidir bu zamân Oku seyrinden ol a’lâ serverin Ol hümâ-yi kuds ü ol cân-perverin Nereden geldi niye geldi o şâh N’eyledi yâ kanda tulundu o mâh Hoş ‘ayân et bize sözün aslını Kıl mübeyyen faslını vü vaslını “Küntü kenz”in mahzeninden feth-i bâb Eyleyüp tâliblere kaldır nikâb Bu hazâin dürlerinden kıl nisâr Bî-nevâ alsın nevâle sad hezâr Söylegil şîrîn kelâm ile nükât Senge çalsın kûzerin kand-ı nebât Kanda kim sultân-ı kevneyn ola yâd Düşe her hüsn ehline anda kesâd Bûy-ı zülfünden yiter bize hemîn Bitmesin sünbül benefşe der-zemîn Sâye-i tûbâsı besdir
ümmete Düşmesin serv ü sanevber zahmete Açmasın tûtî vü bülbül ağzını Bu sözün katında sıyt-ı bülbülân Pîşe-i cehl içre sıklıkdır hemân Dinle benden söze âgâz edeyin Evc-i ma’nâ içre pervâz edeyin Vahdet-i mahzında iken ol İlâh Yoğ idi bu fevk u taht u kûh u gâh Bahr-i vahdetteydi ol dürr-i yetîm Yoğ idi kesretden âvâz ey selîm Vahdet-i zâtında idi hep şuûn Dahi munzam olmamışdı kâf u nûn Yoğ idi evsâf-ı esmâdan nişân Dinlegil anın zuhûrundan beyân ‘Âşıkı yoğ idi ma’şûk var idi ‘Andelîbi yok ‘aceb gülzâr idi Diledi ol Hayy u Kayyûm u Kadîr Ol tüvânâ ol Kerîm ü ol Münîr Ol şuûnı birbirin izhâr ede Vahdetine her biri ikrâr ede Düzüle bu sâfilât ü ‘âliyât Hâsıl ola cümle emr-i mümkinât Yaşana dükkân ü bâzâr açıla Her taraf bir nev’a gülzâr açıla Sonradan gele bu şehrin hocası Ya’nî insân-ı mükerrem nicesi Kimisi tâlib kimi dellâl ola Bey’ u bâzâr ola bir hoş hâl ola Bu metâ’ı sanma kettân ü harîr Bu metâ’-ı mârifetdir ey zarîr Bu ticâret’çün gelipsin ey hoca “Mâ halaktü’l-cinne”den oku hecâ Ger bu söz denile tâ yevmi’l-kıyâm Hak budur bir harfi olmaya tamâm Olmak istersen
Habîb’e âşinâ Ver salâtı bul anınla rûşenâ Çün bilinmek diledi ol pâk zât Ya’nî zâtından zuhûr ide sıfât Rûh-ı pâk-i Ahmedî mir’ât ola Mazhariyetde bu hem bi’z-zât ola Buna mazhar ola ‘ayn-ı mümkinât Biline “el-hakku minnî”den nükât Yaradılmamışdı eşyâdan vücûd Pes temevvüc eyledi deryâ-yı cûd Sâhil-i farka bırakdı bir güher Bir güherdir ol ki Nûr-ı Kibriyâ Âşikâre olur andan ibtidâ Ahmed’in nûrunu evvel kıldı vâr Zât-ı nûrundan okurdu Girdigâr Çünkü Nûr-ı Ahmedî buldu vücûd İtdi ol dem Rabbisine beş sucûd Beş sucûdu bize oldu beş namâz Nâzı kogıl beş namâzı et niyâz Rûh-ı Ahmed’den de rûh-ı enbiyâ Yaradıldı cümleten buldu ziyâ Enbiyâ ervâhı çün buldu zuhûr Evliyâ ervâhı andan aldı nûr Evliyâ rûhundan oldu mü’minûn Böyle zâhir oldu sırr-ı kâf u nûn Rûh-ı mü‛minlerden oldu âşiyân Âşiyandan zâhir oldu kâfirân Yaradıldı rûh-ı kâfirden nifâk Ya’nî ervâh-ı münâfık oldu çâk Gel teemmül eyle işbu san’ati Kesrete geldikçe artar zulmeti Bu misâli gör ki gitsin iştibâh Nûr-ı âteşden olur dûd-ı siyâh Rûh-ı insânîden ervâh-ı melek Yaradıldı tâ ki zeyn oldu felek Anın ervâhından oldu cinniyân Cinnilerden oldu hep şeytâniyân ‘Âlem-i ervâhdan itdi iş güzer Oldu bu milk ü melekût ser-be-ser Hem nebâtât ü me’âdin oldu vâr ‘Unsuriyyât oldu dahi âşikâr
Bu eser Agazı Kitab ismiyle
İlahi kategorisine eklenmiştir.