Eyâ şâhenşeh-i taht-ı risâlet V’eyâ sultân-ı iklîm-i şefâ’at Za’îf u ‘âciz ü bî-çâreyem ben Ümîdim rûz ü şeb senden ‘inâyet Dü düşman var biri nefs ü diğer dîv Yamandır hâl sen etmezsen sahâbet Bidâyet oldu îmân ile îkân Onunla isterem olsun nihâyet Muhibdir kalb-i Fevzî sana vallah Şefî’im ol amân rûz-i kıyâmet Sâminen dedi kim Abdülmuttalib Cânib-i Ka’be’ye oldum münkalib Ben tavâf hâlinde gördüm bî-mirâ Etdi Ka’be secde-i Zü’l-Kibriyâ Hep sanemler
ü vesenler cümlesi Düşdüler yere olunca hamlesi Ol zaman hem Ka’be tekbîr eyledi Dedi Yezdân beni tathîr eyledi Çünkü doğdu mâh-ı mihr ü ıstıfâ Tal’atıyla bulur ‘âlemler safâ Tâ işitdim bu kelâmı Ka’be’den Bî-tavakkuf eyledim ‘atf-ı beden Tâ gelip Âmine’den etdim suâl Dedi doğdu ol Habîb-i Zü’l-Celâl İstedim kim hâne-i pâkin girem Ol cemâl-i Ahmed’i bir kez görem Bir de bir zât seyf ile kıldı hurûc Çün melekler etmedi hâlâ ‘urûc Sâbir ol tâ kim ziy3aret edeler ‘Avdet edüp âsümâna gideler
Tâsi’an Âmine-i zâtü’l-emân Dedi doğdukda hemân şems-i cihân Geldi bir zât kapdı benden ol şehi Zîr-i ebre sakladı sanki mehi Gitdi gâib oldu dîdemden nihân Yine tekrar oldu çeşmimde ‘ayân Dedi oğlun nûr Muhammed Mustafâ Şark u garba eyledi neşr-i safâ Hem ziyâret etdi gördü Âdem’i ‘İzz ü ikbâl ile oldu hem-demi Ba’de zâlik dedi yâ Fahre’l-Enâm Ümmetinin yerleri dârü’s-selâm Şer’-i pâke ger olursalar mutî’ Sen de ol dâreynde onlara şefî’
Bu eser Eya Şahenşehi Tahtı Risalet ismiyle
İlahi kategorisine eklenmiştir.