Hikayei Ad

Eser Hikayei Ad
Söyleyen Abdullah Tamamlar
Kategori İlahi
İstatistik 4,596 Görüntülenme
Etiketler #Abdullah Tamamlar#ilahi#Hikayei Ad
İşitgil kıssa-i Şeddâd u Âdı Diyem icmâl ile andan murâdı Dokuz yüz yaşamışdı gerçi kim Âd Velî hîç itmemişdi mevtini yâd Binip tûl-i emel atına mahzûl Yilerdi sağ u sola durmadan ol Bu sevdâ hâtırında oldu peydâ Ki bir şehr-i ‘azîm eyleye inşâ Bilâd içinde olmaya misâli Cihânda söylene hem vasf-ı hâli Harâb olmakdadır cism-i mehîni Diler ma’mûr ede rûy-i zemîni Fenâdan rıhletin hîç etmeyip yâd Diler dünyâ harâbın kıla âbâd Ne denli vâr ise ‘âlemde üstâd Ki mâhir olalar der-‘ilm-i bünyâd Kamusun cem’ edüp dedi zamîrin Yoğurdu va’deden şâdî hamîrin Didiler fehm edüp ey şâh-ı ‘âlî Mutî’iz emre süflî vü ‘âlî Velî ol şehri kim şâh itdi tavsîf Gerek genc-i firâvân dahi çok hayf Dahi ömr-i dırâz ister bu maksûd Nice yüz yıl gerek tâ ola mevcûd Dedi gam yimenüz mâl ü hazîne Katımda çok durur dahi defîne Re’âyâda olan hep mâl ü esbâb Benimdir kim olur mâni’ der-în-bâb Eğer kuvvetle zorun merd-i mağrûr Velî yâdına gelmez mevt-i pür-şûr İşitüp didiler sem’an ve tâ’at Bu fermânına itdiler itâat Bu dem âfâka gönderdiler a’vân Ki cem’ ola ona genc-i firâvân Re’âyâda ne kim var sîm ile zer Dahi yâkût u dürr mercân u gevher Bu cümle hilye-i nisvân u sıbyân Alına olmaya bir ferde ihsân Ne eytâm diyeler ne hod erâmil Ne duhter diyeler ne hod havâmil Ne pîr u ne civân u ne müsâfir Alına cümleden mersûm-ı vâfir Çü vârid oldu bu vech ile fermân Yürüdü her taraf ensâr u a’vân Re’âyâ bu sitemle oldu evgâr Semâya çıkdı anda âh ile zâr Alup gûşvârı gûşdan duhterânın Kılâdın gerdeninden hem zenânın Sivâr-ı sâ’idi halhâl-i pâyı Alup kopardılar feryâd u vâyı Çekildi suhreden bennâ vü ırgâd Çıkar ‘arş-ı ‘ulâya anda feryâd Nihâyet buldu çünkim zulm ü âzâr Bununla yapdılar bir şehr ü bâzâr Tamâm üç yüz yıl içre buldu itmâm Kalır vasfında ‘âciz akl u efhâm Tamâm olduğun i’lâm itdi mi’mâr Virildi ana müjde sîm ü dînâr Bu ahbâr ile çün şâd oldu ol Âd Bu dem esbâb-ı ‘ıyşı itdi i’dâd Tamâm on yıl bu kâra oldu meşgûl Safâ ile yine tâ anda mahsûl Çü ‘ıyş ahvâli de oldu müheyyâ Salâ itdi bu dem erkâna cemmâ Ki tâ şehr-i İrem’de cümle a’yân Olalar zevk ü şâd ile mukîmân Silüp dil çehresinden gam gubârın Der-âgûş ideler dildâr u yârin Müebbed oluban şâdî içinde Safâ vü zevk ide nâdî içinde Olalar sâha-i ferhatde dil-şâd Harâb içinde diler ola âbâd Bu tâs-ı ser-nigûn altında bu kâm Kime oldu müyesser bula ol hâm Saçular aldılar erkân u a’yân Ki şâha tehniyetle bula rıdvân Bu niyyet üzre göçdü ol şeh-i hâm İde tâ kim İrem şehrinde ârâm Bile göçdü kamu a’yân-ı devlet Ki yârân ile hoşdur zevk-i ‘işret Bu üslûb üzre birkaç gün sürüldü Be-âhir menzil-i kurba erildi Ki ferdâ varalar dârüsselâma Vire envâ’-ı hil’at hâss u ‘âmma O gece itdiler bir ‘ıyş u bir nûş Ki gözler görmedi işitmedi gûş Bu şevk u şâdî içre şeyh eğer şâb Safâdan gözlerine girmedi hâb Nihâyet buldu çün kim şâdumânî Gözet gör n’eyler emr-i âsumânî Gadab deryâsı cûş itdi Hudâ’dan Ne mevcler koparır gör kim hafâdan Meleklerden birine emr-i ‘âlî Erüp dir virmegil dahi mecâli Bu dem sayhayla bu kavmi kıl ihlâk Ola şol sîne-i ferhânları çâk Ki bunlar mevti hîç yâd itmediler
Benim havfımla feryâd itmediler
Emel perriyle uçdular yuvadan
Demidir kim ecel ire kafâdan Emel nat’ında kim ki sürdü atı Göriser hatve-i evvelde matı Emel tîhinde aldanan serâba Kalır susuz erişmez ağzı âba Hemân dem sayha itdi anda me’mûr Ciğerler pârelendi buldular
şûr Hanâcır ağza geldi zehreler
çâk Yudular cân u tenden ellerin pâk Helâk itdi kamusun Rabb-i Kahhâr Mezâlim kaldı zimmetlerde nâçâr Emel râhı dürüldü buldu gâyât Ecel çâhına düşdü cümle heyhât İrem şehrini ol zâtü’l-‘ımâdî O hâl ile kodu ol Rabb-i Hâdî Velî a’yünden itdi anı mestûr Aden’dedir didiler
şimdi ol sûr Meğer kim bir zamân İbn-i Kılâbe Yitirdi bir deve düştü tılâba Aden sahrâsına irdi çü yolu Tecessüs eyler idi sağ u solu İrer bir şehre yolu anda nâgâh Temâşâ kılar onda hikmetullâh اِرَمَ ذَاتِ الْعِمَادِۙۖ * اَلَّت۪ي لَمْ يُخْلَقْ مِثْلُهَا فِي الْبِلَادِۙۖ Çekilmiş havline bir sûr-ı ‘âlî Besâtîn ile memlûdur havâlî Aceb üslûb ile tarh olmuş eşcâr Akar her köşede altından enhâr Kemâline irişmiş anda meyve Anı bulan dimez ömründe eyve Çemenlerde açılmış türlü ezhâr Öter her bir taraf esnâf-ı atyâr Benîâdemden anda bulmadı ferd Tahayyür irdi câna oldu rû zerd Ki âyâ düş müdür yâhud hayâlim Kime diyem bu dem ben hasb-i hâlim Ki bu sahrâda ben kerrât u merrât Gezüpven görmedim bu şehri heyhât Dahi bir kimseden olmadı mesmû’ Ki bunda böyle bir şehr ola matbû’ Bu hayretle gelir ol bâb-ı şehre Görür ol kapısında türlü şöhre Ki mısrâ’ın düzülmüş sîm ü zerden Murassâ’dır hem envâ’-ı güherden Açıkdır kapısı yok leyki derbân Kamu sîm ile zerden ferş ü eyvân Direkler var zebercedden yapılı Komuşlar taş yerine onda lü’lü Gezer ol şehri seyr edüp temâmet Görür her köşesinde türlü ‘ibret Ki dil itmez anın vasfını takrîr Cemâd iken kalem eyler mi tahrîr Oku Kur`ân’da gel zâtü’l-‘ımâdı Tefekkür eyle dahi fi’l-bilâdı اِرَمَ ذَاتِ الْعِمَادِۙۖ * اَلَّت۪ي لَمْ يُخْلَقْ مِثْلُهَا فِي الْبِلَادِۙۖ Arab ger nâkasına bulmadı yol Velî bir şehre irdi sîm ü zer bol Gücü yettikçe aldı sîm ü zerden Pür itdi cîbin envâ-ı güherden Gelüp bir künce genci itdi pinhân Seherden gitdi ol sahrâya pûyân Ki irişe gınâya ol diğer bâr Şu denli oldu ol sahrâda devvâr Velî hîç bulmadı kândan nişâne Kime sordu ise düşdü füsâne Çü me’yûs oldu ondan irdi rence Gelüp ol aldığın başladı harca Velî töhmet edüp ahz itdi hükkâm Zarûrî mâcerâyı kıldı i’lâm Ta’accüb eyledi her kim işitdi Bu söz şöhretle âfâka yetişdi Muâviye zamânındaydı bu iş İşitdi Şâm’da itdi hayli endîş Ana kâsıdlar irsâl itdi derhâl Gelüp İbn-i Kılâbe söyler ahvâl Ne kim gördüyse onu itdii takrîr Ta’accüb eylediler
REKLAM
REKLAM ALANI

şâb eğer pîr Meğer andaydı ol dem Ka’bü’l-Ahbâr Getirüp pes halîfe itdi ihzâr Didi hîç var mıdır bir şehr-i ‘âlî Ki bu ola cihânda vasf-ı hâli O da mestûr ola ez-‘ayn-ı insân Velî bir kimse görüp ede i’lân Didi oldur İrem tîh-i Aden’de Budur mestûr olan Kur`ân içinde Bunu gördüm tevârîh içre mesfûr Ki devrinde ola bu kıssa mezkûr Devesin isteyü bir şahs-ı ta’bân Görüp anı ala genc-i firâvân Vasat ola o keste kadd ü kâmet Yüzü surh u gözü gökdür ‘alâmet Kılâbe oğluna tuş oldu ‘aynı Didi işbu kişidir gözle ‘aynı Bu denli zulm ile bu şehri ol Âd İmâret kıldı diler ola âbâd Müyesser olmadı âhir ikâmet Emel ehline pes budur garâmet Ki hüsrân üzre ola her cihânda Melâmetde ola bunda vü onda Elemdir hâsılın çün kim emelden Ferâgat kıl bunun gibi ‘amelden Bunu ger leşker-i zikr ile sâlik Perîşân etmeye bulur mehâlik Anınçün buyurur Fahr-i kıyâmet Kulak tut gör ne der zuhr-ı kıyâmet İki mühlik sıfat var ümmetimde Katı korkarven ondan anla umde Birisi ittibâ’ etmek hevâya Biri tûl-i emel fehm it dirâye Buyurur hem geri ol Fahr-i Sâdât Bizimçün fezkurû hedâme’l-lezzât Tefekkür birle mevti eylegil yâd Ki hedm olur bununla nice bünyâd Nice şîrîn dehânı telh eder bu Safâ vü şâdumândan selh eder bu Nice cem ehlini eder perîşân Dimez hüsn ehlidir yâhut perîşân Nice gül-ruh benefşe-zülf bu merg Rezâletle salar toprağa çün berg Nice tûtî-lisânı lâl eder bu Nice hoş-hâli hem bed-hâl eder bu Nice nâz ehlini salar niyâza Nice zer kadri hem satar piyâza Nice ra’nâları pejmürde eyler Mülâyim-tab iken efsürde eyler Dilersen düşmeye okun yabana Emel tîrin koma kavs-i kemâna Bu merta’da yürüme şâd u mesrûr Ki sayyâdındır
âhir mevt-i pür-şûr Gadât ü her ‘aşîde onu zikr et Ne ı’dâd eyledin gel onu fikr et Ki uddetle varasın anda kabre Seni ahz itmeden envâ’-ı hasre Ki ol gâfil gibi olmaya hâlin İşit bu kıssayı anla meâlin
Bu eser Hikayei Ad ismiyle İlahi kategorisine eklenmiştir.
Yorum Yapın
Güvenlik: 7 nedir?

REKLAM

Alt Reklam Alanı (Esnek / AdSense)