Zâhida devrâna gel ki olasın aşk bülbülü Böyle sebük-pây alınmaz râh-ı aşkın menzili Nice şâhlar oldular bu meydânın kemter kulu Geçtiler hubb-i sîvâdan terk edip kîş ü şâli Kutb-ı aktâb-ı Hudâ mazhar-ı sırr-ı Alî Rehmümâ-yı râh-ı Hak Nûreddîn Şâh-ı Velî Âsîtânından yüzün dûr eyleyip olma gâfil Pâdişâhlar pâyine kemter olmaz böyle bil Ede gör dergehinde âb u rûyin selsebil Menbâ‘-i kân-ı kerem feyz-i atâ lutf-i celîl Kutb-ı aktâb-ı Hudâ mazhar-ı sırr-ı Alî Rehmümâ-yı râh-ı Hak Nûreddîn Şâh-ı Velî Ger dilersen olasın makbûl-i dergâh-ı Samed Bendesi ol rûz u şeb eyle taleb-i câh meded Mazhar-ı zât u sıfât-ı Hâlik-ı Ferd ü Samed Gâyet ednâ bendegânın kadr ü kânı lâ-yuad Kutb-ı aktâb-ı Hudâ mazhar-ı sırr-ı Alî Rehmümâ-yı râh-i Hak Nûreddîn Şâh-ı Velî Zerrece vasfı o zâtın doldurur yüzbin kitâb Nâ-murâdı ber-murâd eyler o şâh-ı kâmyâb Şüphesiz Hakk’ı bulur sıdk ile eden intisâb Genc-i esrâr-ı hakîkat mürşid-i âlî-cenâb Kutb-ı aktâb-ı Hudâ mazhar-ı sırr-ı Alî Rehmümâ-yı râh-i Hak Nûreddîn Şâh-ı Velî Cur‘a-i aşkın içen dil-i mürde bulur hayât Erdirir maksûduna dilden gider havf-ı memât Dâmenin tut rûz ü şeb dile tazarru‘-i necât Bende-i kemter Hayder şânına söyledi na’t Kutb-ı aktâb-ı Hudâ mazhar-ı sırr-ı Alî Rehmümâ-yı râh-ı Hak Nûreddîn Şâh-ı Velî Huzûr-ı izzete lâyık değil ancak fakîrâne Teberrük söyledim bu ni‘met-i pîre min muhibbâne Umarım der-i lutfundan inâyet ü merhamet ü şefkat Ümmîdim kesmezem elbet olurum mazhar ihsâne Kutb-ı aktâb-ı Hûdâ mazhar-ı sırr-ı Alî Rehmümâ-yı râh-ı Hak Nûreddîn Şâh-ı Velî
Bu eser Zahida Devrana Gel ismiyle
İlahi kategorisine eklenmiştir.