Bu bahr-i nil-gûn bin mevc her sâ’at ayañ eyler Ulû’l-ebsâra bir bir keşf-i esrâr-i nihân eyler Nişân-i kesret-i eşyâ dem-â-dem ehl-i taklîde Rümûz-i nükte-i tevhîd-i Hak hâtır-nişân eyler Beyân-i mâ-cerâ-yi mâ-selef hâl ehline bir bir Zebân-i hâl ilen keyfiyyet-i kudret beyân eyler Tena’umda gurûr ü fakrda hırman şi’âr etme Ki hikmet bu iki hâlette halkı imtihân eyler Verir fakr içre şükr ehline kadr-i Mûsî-i İmrân Tena’um içre terk ehlin Süleymân-i zamân eyler Hoşâ ol kim bilip fakrin tena’um mülk-i dünyânın Yoğun eyler tasavvur var varın yok gümân eyler Ziyân ü sûdunu dehrin fenâ fehm eyleyen ârif Hayâtın sûd sevdâsıyla sarf etse ziyân eyler Yamanlık yahşılık keyfiyyetin ma’lûm eden âkil Yamanlık edene yahşılık etmezse yaman eyler Felek güyâ değil ehl-i firâset kim vefâ ehli Cefâsından anun peyveste feryâd ü figân eyler Ben andan isterim ta’zîm ü tekrîm ü tüvânâlık Beni gün günden ol zâr ü zâ’if ü nâ-tüvân eyler Tenimde za’fdan bir üstühan kalmış durur gerdûn Müdâm ol üstühânı gam hadengine nişân eyler Niçin kim hâk-dân-i âlem-i süflide adettir Kemân-dâr ok atan sa’at nişânın üstühân eyler İrişmez kimseden ahvâlime feyz-i nazar bes kim Beni za’f-i beden dâ’im nazarlardan nihân eyler Gönül vîrânesin ma’mûr kılmak kasdına çeşmim İzârım üstüne cedvel çekip sular revân eyler Bi-‘aynih öyle kim cedvel çekip su eyleyip câri Emir-i kâm-ran vîran yerler
âb-dân eyler Ser-efrâz-i zamâne Mîr Veys-i ma’delet-pîşe Ki adli her zaman rûh-i Rusûl’i şâd-mân eyler Zihî sâlih ki dâ’im iktidâ-yi emr-i ma’rûfu İtâ’at ehlini âşib-i düzahdan rehân eyler Ana kılsın itâ’at buyruk ilen eylesin tâ’at Kıyâmet vakti her kim meyl-i gül-zâr-i cinân eyler Verir Kur’an yerine sıhhat-i tâ’at eger zâhid Namâz içre du’â-yi devletin vird-i zebân eyler Eger ta’lim verse sûret-i divâra kirmânı Kılıp kâmil kamu ma’nide anı nükte-dân eyler Eyâ pâkize-ahlâk u felek-kadr ü melek-siret Ki her nâ-kâma yetse iltifâtın kâm-rân eyler Hevâsını kılar can-bahş ebrin dür-fâşan eyler Hazan faslını ger tab’-i lâtifin terbiyet kılsa Döker altın varaklar adını berg-i hazân eyler Kemâl-i himmetin çün mülk ta’mirinedir sâ’i Kamu sahrâları elbette bâğ u bû-sitân eyler Bu günden sonra sahrâlar olur merdüm-nişîn yâ Rab Eger vahşî gelip râm olmasa handa mekân eyler Verir ta’mir-i mülkü bayıra bârân-i ihsânın Nicük kim âb-i Hızr emvâtı hayy ü câvidân eyler Bu günden sonra kalmaz hiç vîran mülk hayrânım Ki cağd âbâd yerden kaçsa handa âşyân eyler Sana tâ’at yeter ancak bu kim dâ’im havâdisden Halâyık hıfzını mahrûse-i emn ü emân eyler Hudâvendâ sana mensûbdur ahkâm-i şer’iyye Niçin gerdun bana devrinde cevr-i bî-kerân eyler Ne hayf ettim ana kim döne döne hayf alır benden Nesin öldürmüşüm kim lâhza lâhza kasd-i cân eyler Günehsiz bağrımı kan eyledi câ’iz midir böyle Rızâ-yi Hakk için bir sor ki nâ-hâk nice kan eyler Fuzûlî’den götürme sâye-i eltâf ü ihsânın Kemâl-i adlini zikr ile meşhûr-i cihân eyler Ümîdim var kim tâ as-mandır devr ilen dâ’ir Senin râyınca olsun devrler kim âs-man eyler Fuzuli
Bu eser Bu Bahri Nilgün ismiyle
İlahi kategorisine eklenmiştir.