Ey safâ-yi şîşe-i cevlâni-i firûze-fâm Ma’den-i yâkût-i sahbâ gül-bün-i gül-berg-i câm Gonce-i gül-zâr-i hikmet hokka-i şehd-i gınâ Dürc-i dürr-i ma’rifet mi’yâr-i idrâk-i tamâm Perde-dâr-i duhter-i rez dâye-i bintü’l-’ineb Mahrem-i sultân-i mey matbû’-i ebnâ-yi kirâm El tutup düşmüşleri bir bir ayağa durgurup Sarf eden varın gönüller açmağa her subh u şâm Nâzenin dil-ber kimi ahbâba kanlar yutturan Derd ilen âşık kimi kanlar döken gözden müdâm Veh ne cevhersin ki bilmez hiç kim hâsiyetin Acz evsâfındadır taksîre kâbil akl-i tâm Geh gelip kahkah ter eylersin dimağın meclisin
Geh eğilip halka özr ile kılarsın ihtirâm Ne du’âdır bilmezem kulkul deyip zikr ettiğin K’ol du’ânın hurmetin vâcib biliptir hâs u âm Akl alırsın can bağışlarsın kemâl-i sihr ile Dîv salarsın
şîşeye odu kılarsın suya râm Gâh durmak geh eğilmek geh ayağa düşmeğin Zâhir eyler geh rükû’ü geh sücud ü geh kıyâm Bir riyâyî zâhide benzer birûnun kim ola Taşrası takvâ ile zibâ içi dolu harâm Yok yok etvârın münezzehdir riyâdan şüphesiz Sende müzmerdir havâs-i şerbet-i yuhyi’l-izâm Kılmasınlar ta’ne ger mey-hâneler seyr eylesen
Sofî-i sâfi-derûnsun zâ’ir-i eytü’l-harâm El-emânet ey çerâğ-i ehl-i kadr ü i’tibâr El-mürüvvet ey nizâm-i ehl-i izz ü ihtişâm Çün safâ-yi niyyetin tevfîk-i hüsn-i sîretin Kıldı kurb ile seni Beg hidmetinde şâd-kâm Umduğun ser-menzil-i maksûduna bastın kadem Kimse mahrûm olmayan der-gâhda tuttun makâm Hâtırından
çıkmasın mahrûm olan üftâdeler Hakk için yâdında tut ger düşse takrîb-i kelâm Arza kıl benden du’â ol ma’den-i insâfa kim Feyz-i adliyle perişan mülk tapmışdır nizâm Hâris-i ma’müre-i Bağdâd kutb-i ehl-i Rûm Hâmi-i mülk-i Hamâ müstahfiz-i ser-hadd-i Şâm Veys Beg Hazretleri hur-şîd-i evc-i iktidâr Şehr-yâr-i nik-rây ü nik-baht ü nik-nâm Emr-i ikbâlin müretteb kılmağa olmuş ana Şâm bir hindî kenizek subh bir Rûmî gulâm Ol biri tezyîn-i halvet-gâhına ikdâm edip Bu biri tertib-i eyvânına eyler ihtimâm Câma kılmış Cem sifârişler ki yetgeç bezmine Öp elin ihlâsını arz et yetir benden selâm Bâdeye Cemşid emânet yüklemiş kim Tanrı çün Göricek düş ayağına vü yetir benden peyâm Ey hırâman serv kim tâ devre gelmiştir kadeh Görmeyiptir sen kimi bir turfa serv-i hoş-hirâm Sâgar-i hulkun nesîminde musaffâdır dimâğ Bâde-i lûtfun şemîminden mu’attardır dimağ Handa kim girdiyse düşmen kâm çıktı câm-i mey Şükr-li’llâh kim senin bezminde oldu dost kâm Özgeler devrinde çok kan yutturup bin sâgara Devr-i zâlim vermeyip tergîb olan bezme devâm Devlet-i câvid imdâdiyle fırsattır bu gün Sâgar isti’câl edip devrândan alsa intikâm Ser-verâ fâriğ değil senden Fuzûlî bir zamân İnnehu müsted’î istibkâüküm beyne’l-enâm Eşrakat min-küm ale’z-zulmâi envârü’l-hüdâ Halledet âsâru envârin behâ zâle’z-zulâm Fuzuli
Bu eser Ey Safayı Şişe ismiyle
İlahi kategorisine eklenmiştir.