Çiçeğisin her asrın,
her milletin köşküsün Gözyaşısın her gülün,
her Mecnunun aşkısın
Gözümün nûru oldun,
yüreğimin efkârı Bilal’in ezan sesi,
Ali’nin zülfikârı İşlemiş Mimar Sinan,
alnını nakış nakış O nasıl ziynettir ki,
yetmiyor binbir bakış Yanar iken Üsküdar alev alev her gece Kızıllanan gözlerim seni görür sadece Efsaneler yaşadın,
efsane oldun belki Acep nasıldı hâlin yüzlerce yıl evvelki Virane konaklarda,
ararım parmak izi Seni anlatır bana,
ahşaptaki her sızı Senin düşünü kurdum,
gözlerimi kapatıp Açtım ki ne göreyim,
işte sensin tıpatıp Ne egzoz kokusu var,
ne de korna sesleri Yürüyor beyzadeler,
başlarında fesleri Dönüyor Mihrimah’ı,
bir kız çalıp kalbimi Sallayarak mendili,
söylüyor Kâtibim’i Kaybolup gitti birden,
koşamadım ardından
Ve anladım o anda Aziz Beyin derdinden Öyle çok isterim ki,
seninle geçsin
ömrüm Hiç kimsem kalmasa da,
inan ki olmaz umrum Bir yanda Ayasofya,
bir yanda Sultanahmet Seyretsem gecelerce,
ne yorgunluk ne zahmet Yuva yapmış sînene,
güvercinler martılar
Süslüyor etrafını,
yeşil mavi örtüler
Unutma beni eğer,
gider isem ansızın Düşme sakın eline,
kıymet bilmez kansızın Senin varlığın beni,
demirleyen dünyaya Senden gayrı mekânda,
gitmem,
kalırım yaya Söyle bana İstanbul,
söyle ey nazlı güzel Boş yere mi yazıldı,
bunca aşk dolu gazel Değer sana sevdiğim,
değer her karışına Binlerce kez hamdolsun,
bugüne varışına
Bu eser Çiçeğisin Her Asrın ismiyle
İlahi kategorisine eklenmiştir.