Ey dostlar,
kulak verin söylediğime,
Ne sebepten altmış üçte girdim yere? Mirâc sırasında Hakk Mustafa ruhumu gördü,
O sebepten altmış üçte girdim yere.
Hakk Mustafa Cebrâil’den eyledi sual “Bu nasıl ruh,
bedene girmeden buldu kemal?” Gözü yaşlı,
halkın başçısı,
bedeni hilal; O sebepten altmış üçte girdim yere.
Cebrail dedi “Ümmet işi size tam hak Göğe çıkıp meleklerden alır ders Feryadına feryad eder yedi kat gök… ” O sebepten altmış üçte girdim yere Önce “Elestû birabbikum?” dedi bil Hakk “Kalu bela” dedi ruhum,
aldı ders Hak Mustafa oğul” dedi bilin mutlak O sebepten altmış üçte girdim yere “Evladım” deyip Hakk Mustafa eyledi kelam Ondan sonra bütün ruhlar eyledi selâm Rahmet denizi dolup taş,
diye yetişti haber O sebepten altmış üçte girdim yere.
Rahim içinde belirdim,
ses geldi; “Zikir söyle!” dedi,
organlarım titreyiverdi Ruhum girdi,
kemiklerim Allah” dedi; O sebepten altmış üçte girdim yere.
Dörtyüz yıldan sonra çıkıp ümmet olacak Nice yıllar dolaşıp halka yol gösterecek On dört bin alimler hizmet eyleyecek O sebepten altmış üçte girdim yere.
Dokuz ay ve dokuz günde yere düştüm; Dokuz saat duramadım,
göğe uçtum; Arş ve Kürsü derecesini varıp kucakladım; O sebepten altmış üçte girdim yere.
“İnna fetehna… “yı okuyup anlam sordum; Işık saldı,
kendimden geçip cemal gördüm; Hocam vurup “Sus'” dedi,
bakıp durdum; Yaşımı saçıp,
çâresiz olup durdum ben işte.
“Ey cahil,
gerçek bu!” diye söyledi,
bildim; Ondan sonra çöller gezip Hakk’ı sordum; Nasip etti,
şeytanı tutup bindim; Kararlı olup,
belini basıp ezdim ben işte.
Zikrini tamam eyleyip döndüm divaneye; Hakk’tan başka birşey demeyip bilmeyene Mumunu arayıp çırak girdim pervaneye; Kor ateş olup,
kavrulup yanıp söndüm ben işte.
Nam ve nişan hiç kalmadı,
“Lâ… -La…” oldum; Allah zikrini diye diye “…illâ…” oldum; Halis olup,
muhlis olup “…lillah” oldum; “Fena fillah” makamına geçtim ben işte.
Arş üstünde namaz kılıp dizimi büktüm; Dileğimi deyip,
Hakkâ bakıp yaşımı döktüm; Yalancı âşık,
sahte sufi gördüm,
kötüledim O sebepten altmış ûçte girdim yere.
Candan geçmeden “Hû Hû” demenin hepsi yalan; Bu arsızdan sormayın sual,
yolda kalan; Hakk’ı bulanın özü gizli,
sözü gizli O sebepten altmış üçte girdim yere.
Bir yaşımda ruhlar bana pay verdi; İki yaşta peygamberler gelip gördü; Üç yaşımda Kırklar gelip halimi sordu; O sebepten altmış üçte girdim yere.
Dört yaşımda Hakk Mustafa verdi hurma.
Yol gösterdim,
yola girdi,
nice günahkar Nereye varsam Hızır Baba’m bana yoldaş O sebepten altmış üçte girdim yere.
Beş yaşımda belimi bağlayıp ibadet eyledim Nafile oruç tutup âdet eyledim Gece gűndüz zikrini deyip rahat eyledim O sebepten altmış üçte girdim yere.
Altı yaşta durmadan kaçtım insanlardan
Göğe çıkıp ders öğrendim meleklerden; İlgimi kesip bütün tanıdık bağlardan; O sebepten altmış üçte girdim yere.
Yedi yaşta Arslan Baba’m arayıp buldu; Her sırrı görüp perde ile sarıp kapadı Allah’a hamd olsun,
gördüm” dedi,
izimi öptü; O sebepten altmış üçte girdim yere.
Azrail gelip Arslan Baba’mın canını aldı; Huriler gelip ipek kumaştan kefen eyledi Yetmişbin melekler toplanıp geldi; O sebepten altmış üçte girdim yere.
Namazını kılıp yerden kaldırdılar
Bir anda cennet içine ulaştırdılar,
Ruhunu alıp “İlliyyin” cennetine girdirdiler
O sebepten altmış üçte girdim yere.
Allah,
Allah yer altında vatan eyledi Münker-Nekir “Men rabbük?” deyip soru sordu; Arslan Baba’m İslâm’ından beyan eyledi O sebepten altmış üçte girdim yere.
Akıllı isen,
erenlere hizmet eyle Emr-i mâruf kılanları aziz eyle Nehy-i münker kılanları hürmetli eyle O sebepten altmış üçte girdim yere.
Sekizimde sekiz yandan yol açıldı; “Hikmet söyle!” diye,
başlarıma nur saçıldı; Allah’a hamd olsun,
Pir-i kamil mey içirdi; O sebepten altmış üçte girdim yere.
Pir-i kamil Hakk Mustafa,
şüphesiz bilin; Nereye varsan,
vasfını söyleyip saygı gösterin Salât-selâm deyip Mustafa ya ümmet olun; O sebepten altmış üçte girdim yere.
Dokuzumda dolanmadım doğru yola; Teberrük deyip alıp yürüdü elden ele; Sevinmedim bu sözlere kaçtım çöle; O sebepten altmış üçte girdim yere.
On yaşında delikanlı oldun Kul Hoca Ahmed; Hocalığa bina koyup,
eylemeden ibadet; Hocayım,
deyip yolda kalsan,
vay ne hasret O sebepten altmış üçte girdim yere.
Hoca Ahmet Yesevi
Bu eser Ey Dostlar Kulak Verin Söylediğime ismiyle
İlahi kategorisine eklenmiştir.