Şarâb-ı vahdetin hamrın içir dilber dudağından
Gelir bûy-ı muhabbetler senin ahmer yanağından
Yüzün Sebu’l-Mesânî’dir dehânın maden-i hikmet Lisânın nutk-ı Hak söyler bilen yoktur zebanından
Muhammed nurudur nurun demin rûh-ı Mesîhâ’dır Döner çarh-ı felek durmaz senin aşk-ı hayâlinden Ledünnî mektebin açtı Hızır gör zulmeti geçti Hayât-ı câvidân içti senin âb-ı zülâlinden Senin nûr-ı siyahındır kaşınla kirpiğin zülfün Ki durmaz gözlerin sihri atar tîri kabağından
Ki sensin “Ahsen-i takvîm” kani bir ahsen-i tefhîm Melâikler alır talîm senin hikmet kitabından
Senin âşıkların ancak bilirler mebdein şahım Zuhuratın mukaddemdir hitâb-ı “kün-fekân”mdan Cemî-i âlemin ilmin bilen hem bildiren Allah Ebu’l-Ervâh bilir ancak seni taksîm hisâbından
Muhammed Sâmîdir ismin ki yoktur nokta sultânım Şehâdet mazharı “Nurun alâ nûr” un çerâğından
Yakıp bu benliğim şehrin yalancı nefsimi katl et Halâs et Salih’i şahım içir vahdet şarâbından
Bu eser Şarabı Vahdetin ismiyle
İlahi kategorisine eklenmiştir.