Uyandığımda ilk şafak,
kar-kış başımdaydı,
Derken sabâ etrafa bahar muştusu yaydı.
Hicran demine denk bir lezzet çağı açıldı,
Ümit dünyama rengârenk ışıklar saçıldı.
Gönlüm şahlanıp,
rûhum büyülendi bu hazla,
Eğildim,
benliğimi saran hiss-i niyazla.[1] Fecir karanlığın önünde ilerliyordu,
Yâkûb’a Yûsuf’unun kokusu geliyordu… Bir başka çark ediyordu talihime felek,
Ufkumda Leylâ ümidi Mecnûn’unkine denk… Hayat fışkırıyordu,
hava,
su ve topraktan; Kurtuluyorduk artık milletçe yok olmaktan… Sımsıcak günlerin râyihasıyla yeniden,
Şahlandı vatan ve vatan evlâdı derinden.
Artık güller,
çiçekler,
çemenlerle beraber,
Vardı o kutlu doğuştan bir sihirli haber… Bu lâtif bahar örtüsü altındaki bizler
Şâd olduk; şâd oldu gökler,
yerler ve öteler.
Bu eser Uyandığım Şafak ismiyle
İlahi kategorisine eklenmiştir.