Âlemlerin Efendisi ! “Levlâke” mazharı Sâyende indi insana cennet anahtarı Mîraçla açtın ümmete ulvî semâları Sen’dendir insanoğluna Cebrâilî kanat Sonsuz salât-selâm Sana ey Fahr-i Kâinat Cehlin avuçlarındaki taşlar selâmlıyor Mazlumların gözündeki yaşlar selâmlıyor Hicrette Sevr önündeki kuşlar selâmlıyor Kurdun gönüller içre,
muhabbetle saltanat Sonsuz salât-selâm Sana ey Fahr-i Kâinat Her çağ Sen’inle asr-ı saâdet yudumlasın
Her kul peşinde hicreti bir bir adımlasın
Her gül,
cemâl-i pâkini tekrar yorumlasın
Zîrâ güzelliğin Sen’in en mûtenâ sanat Sonsuz salât-selâm Sana ey Fahr-i Kâinat Her sağ adımda bizlere rehber olur sesin Rûyâların dahî bize rahmettir,
Ey Emîn Sen mağfiret ümîdisin ukbâda herkesin
Ukbâda Enbiyâ bile Sen’den sorar necat Sonsuz salât-selâm Sana ey Fahr-i Kâinat Tavrın edepte zirvedir,
ahlâkın en yüce Dâim dilinde merhamet ispâtı üç hece Geldin Sen; “ümmetî” diyerek,
doğduğun gece Rabb’im ve tüm melekleri etmektedir salât Sonsuz salât-selâm Sana ey Fahr-i Kâinat Sıddîk Ebûbekir gibi,
Fârûk Ömer gibi Osmân-ı pür-hayâ gibi,
nûreyn sâhibi Kerrâr-ı Murtazâ gibi,
irfân tâlibi Ashab bıraktın ardına doksan dokuz kırat Sonsuz salât-selâm Sana ey Fahr-i Kâinat Kılsın revâ şu na’tımı,
Allah,
Habîbine Lâyık değil şiirlerim Allah Habîbine Bir arz-ı hâl sâdece sevdâ tabîbine Sen’den alır şifâsını Sen’den bütün hayat Sonsuz salât-selâm Sana ey Fahr-i Kâinat Metheylemekten âcizim elbette şânını Metheyliyor Hudâ nice Âyette şânını Tâlî okur,
cihâna tilâvette şânını Kur’ân adıyla methin için gökten indi na’t Sonsuz salât-selâm Sana ey Fahr-i Kâinat
Bu eser Ey Fahri Kainat ismiyle
İlahi kategorisine eklenmiştir.