Kutlu ibâdet umreye geldin Kıblesi Arz’ın; gölgesi Arş’ın Zerrece şaşmaz ibreye geldin Âdem ü Havvâ… burda bidâyet Burda Can Ahmed,
geldi nihâyet Söndü cehâlet,
doğdu hidâyet Çözmesi pek zor şifreye geldin Zevke dalanlar orman ararlar
Bir leb-i deryâ,
umman ararlar
Derdi olanlar,
derman ararlar
Müjdeler olsun,
çâreye geldin Böyle bir iklim,
çok arayan var Âlemi baştan,
çok tarayan var Burda hakîkî bir cereyan var Arş’a çıkan bir devreye geldin Ölçeği yüz bin,
şehr-i ibâdet Bir yapı,
nurdan; devri ibâdet Göz göze gelmek,
seyri ibâdet Öyle mukaddes hücreye geldin Nur,
Hira,
ordan var Arafât’a Müzdelife’mden ak Cemerât’a Haccı hayâl et,
yan hasenâta Gönle düşen kor,
cemreye geldin En cılızından bir deresin sen Yok olacaksın,
bir yere sinsen
Kendini koyver,
tam eresin sen Bahri yutan bir katreye geldin Dildeki Kur’ân,
gözdeki yaşla Sîneye insin,
cân ile başla Bilmemek olmaz,
sökmeye başla Ötre ve üstün,
esreye geldin Kâbe’ye müştâk,
Ravza’ya âşık Zemzem’e meftun,
Kevser’e lâyık Vuslata vurgun,
ahdine sâdık Bir nice Yûnus Emre’ye geldin Her şeyi döndür,
kıbleye karşı Burda hayâl et,
Rabb’inin Arş’ı Kâbe mi arzun,
yoksa şu çarşı ? Sanma ki kantar,
metreye geldin Ağla ki olsun,
gülmeye hâlin Öyle ki bitsin,
havfa mecâlin Kâbe celâlin.
Ravza cemâlin En mütebessim çehreye geldin Kıblesi,
Arz’ın; gölgesi,
Arş’ın Zerrece şaşmaz ibreye geldin Umre hayâtın ömre yayılsın
Hamd ola Tâlî,
umreye geldin!
Bu eser Yollara Düştün ismiyle
İlahi kategorisine eklenmiştir.