Noksanlığa dermân ola gayretlerimizde,
Mevlâ’ya şükür sırrı muhabbetlerimizde,
Allâh’ı zikir meclisi,
sohbetlerimizde; Mânâlı terakkîde kemâl olsun erenler… Geldik bu belâ yurduna,
Hak -azze ve cel-‘den,
Dâvet alıp avdet dileriz
Rabbe tez elden,
İlhâm alarak neş’emiz âheng-i ezelden; Dil-bestemiz,
irfâna mecâl olsun erenler… Nûh’un gemisinden alırız rüzgârı biz de,
Ashâb-ı kirâm âşığı,
eslâfın izinde,
Sâhilleri gül bahçesi vuslat denizinde; Yol almamız,
ahlâfa misâl olsun erenler… Er oğlu eriz,
arz-ı mürüvvet gerekirse,
Haydar kuluyuz,
şân-ı fütüvvet gerekirse,
Dîdâra fedâ olmaya servet gerekirse; Sermâyemiz evlâd ü ıyâl olsun erenler..
«Kim mağfiret ister!» diye kul listelenirken,
Gafil ki seher yoklamasından elenirken,
Gözyaşlarımız güfte olup bestelenirken; Her damlası,
bin ism-i Celâl olsun erenler… Bâkî güneşin fecri,
fenâ mülkü solarken,
Kalp ince tehassüsleri idrâke salarken,
Esrarlı tecellîyi temâşâya dalarken; Her lâhza birer seyr-i Cemâl olsun erenler… Hasret galeyânıyla,
semâvâtı sağarken,
Gözden akar ilhâm-ı safâ gönle doğarken,
Arş’tan,
melekût âleminin feyzi yağarken; Gözyaşlarımız,
aşka meâl olsun erenler… Emmâreye her hamle birer mızrak olunca,
Nefsin kötülükten arınıp ap-ak olunca,
Vicdan,
o tecellîlere müstağrak olunca; Tevhidle,
gönül mâbedimiz dolsun erenler… Sır perdesi gözden çekilip indiği anda,
Tâlî,
şu can Ulvî yöne,
tam döndüğü anda,
«Dön Rabbine ey rûh-i revan!» dendiği anda; Mirâcımız,
Allâh’a visâl olsun erenler…
Bu eser Olsun Erenler ismiyle
İlahi kategorisine eklenmiştir.