Sen Hazret-i Âdem gibi ihsanlara nâil Mihrâb-ı melekken yine şeytanlara mâil Esmâ-yı İlâhiyyeyi ârif ama câhil Cennette bulunmuş iken âteşlere dâhil Sen Âdem’in evlâdı ya Hâbil ya da Kâbil Bir yol arıyorsun sonu cennetlere sâhil Vermiş Yaradan,
her yeni Peygambere temsil Binlerce yıl olmuş deme,
her an kılavuz bil Onlar nice himmet ve azim sâhibidirler
Onlar ki hatâdan Yüce Rabbimce korunmuş Onlar ki günâh işleme azminden arınmış Son buldu Nübüvvet ve Vahiy Onlara mahsus İlhâm-ı İlâhiyye gönül olmalı fânus Bir yâd-ı cemil verdi,
selâm eyledi Mevlâ Âlemde Nebî kervanı hükmetmede hâlâ Gel sen yine Âdem gibi tevbeyle felâh bul İblisçe inâd etme tevâzuyla salâh bul Hâbil gibi mâsûmiyet ısrârını göster Nefsindeki Kâbilliğe inkârını göster Tûfanda kalan rûhuna gel,
merhamet eyle Kurtulmaya bak Hazret-i Nûh’un gemisiyle Kalbindeki tüm putları kır kır ve sonunda Tehditle bırak baltayı nefsin omuzunda Allah korur îmanlıyı,
mazlûmu zulümden Peygambere tâbîleri kurtardı ölümden İbrâhim’e nâr,
oldu serinlik ve selâmet Mûsâ ki bebek kâtili Fir’avn’e emânet Sen Hazret-i İbrâhim’in aşkıyla yanarsan Yakmaz seni Nemrutların aklettiği nîrân Kör nefsini dizginde tut ömrünce savaşla Hep şerri fısıldar sana,
şeytânını taşla Bak Hazret-i İbrâhim’e; hâlis niyet öğren Gör Hazret-i İsmâil’i; teslîmiyet öğren Bak,
Hazret-i Hâcer’de tevekkül ne de hoştur Gel sen de tevekkülle berâber yine koştur Dâvette sakın yükleme insanlara külfet Tam tersi; Halil sofrası ol,
herkese lutfet Bir menfaatin hizmete yoldaşlığı menfî “ sizden bir ecir istemeyiz,
Hakk bize kâfî” Gel Hazret’i Meryem gibi ol kân-ı sadâkat Zâhirde susup göklere binlerce sadâ kat Ecdâdını Yûsuf gibi dâim ederek yâd Ol Hazret-i Yahyâ gibi hayrulhalef evlâd Gör Hazret-i Yâkub gibi şefkatli peder ol Evlâdın için gözyaşı dök,
dök de heder ol Hem sabra sarıl,
ağlayarak yolları yokla Hem geçme ümitten,
gelecek gömleği kokla Ol Hazret-i Yûsuf gibi bir mâden-i iffet Burhân ile ver hâline en kuytuda saffet Görsen de hıyânet,
onu ihsân ile def’et Kardeşlerinin aybını,
taksîrini affet Yûsuf gibi gör,
nefsimizin arzusu boştur Zindan o güzel Şâha saraydan daha hoştur Biç,
Hazret-i İdris gibi hikmet kumaşından
Kudretle çık İlyas gibi tevhid savaşından
Tebliğ ve hidâyette sakın ye’se kapılma Tekrar çağır insanları Yûnus gibi yılma Yüzlerce yıl anlattı da inkârcı gürûha Sor kaç kişi “âmentü” demiş Hazret-i Nûh’a Piş Hazret-i Eyyüb gibi sabrın ateşinde Koştur şu Süleyman gibi rüzgârı peşinde Sen Hazret-i Dâvud gibi çınlat da semâyı Bul,
Hazret-i Lokman gibi her derde devâyı Geç,
Hazret-i mûsâ gibi zâhir denizinden Git,
Hazret-i Yûşâ gibi irfânın izinden Kal,
Hazret-i Hârun gibi sâdık ve mülâyim Dur,
Hazret-i Dâvud gibi dünyâlığa sâim Göster Zekeriyyâ gibi; “Neslim” diye gayret En zorlu musîbetlere en zirvede sabret Haşr ibreti al,
sen de Üzeyr’in eşeğinden Sıdk ibreti al,
Kehf’in o sâdık köpeğinden Âdem gibi çıktın ama cennet beşiğinden İdris gibi gir,
çıkma şu Firdevs eşiğinden Engelleri teşvik bilen,
en sağlamı geçti Peltek idi Mûsâ’da dil,
Allâh O’nu seçti Her Fâtiha,
Mûsâ gibi var Hakk’a kelîm ol Îsâ ve Halil meşrebi ol,
halka halîm ol Ver sen de terâzîne Şuayb’ın ayarından
Kul hakkına dikkat ile Mîzân’a hazırlan Te’sirli konuş,
sır ve delil gönlü kuşatsın
Leyyin sözü seç,
kalbini küfrün,
yumuşatsın
Haksızlığı Yahyâ gibi haykır umerâya Yoklukta moral vermeli sözler fukarâya Bilhassa eğip bükmeye gelmez sözü söyle Hakk Elçilerin sözleri baştanbaşa böyle Onlar ki küfür hâlini etmez de bahâne En tatlı,
zarif sözleri söyler ebeveyne Hortlar bugün azgınlığı,
Âd’ın ve Semûd’un Takvâyı öven gürsesi ol Hazret-i Hûd’un Sen sergile Sâlih gibi şahsiyyeti baştan
İstense şehâdet,
çıkar ispâtını taştan
Zülkarneyin ilmiyle cehâletlere sed çek Şark ehline,
garp ehline yol bulmalı gerçek Al hisseni ihyâ eden Îsâ nefesinden Kurtarmalısın rûhunu deccal kafesinden Doğmuştu kısır Vâlideden,
yaşlı Pederden Bir müjde ol İshak gibi,
çık gel ötelerden Gel,
Lût gibi bir tek kişi kalsan bile şaşma Mecbur isen; ahlâksıza katlan da bulaşma Gayretleri zannetme ki nisyân olacaklar
Ukbâya kadar Hazret-i İlyâs’a selâm var Ten gömleği toprak ama rûh özde semâvî Bak Elyasa,
Tevrât ile bulmuştu tedâvî Teslîm oluşun,
Hazret-i Zülkifl’e yaraşsın
Zincirleme ecrin nice bin katları aşsın
Doğ Hazret-i Îsâ gibi imkânsıza rağmen Bir ruh gibi yüksel göğe,
mâdem öleceksen
Can Ahmed’in iclâlini etmek için ikrâr Îsâ inecek,
Ümmet-i Ahmed ile tekrar Sen,
Ahmed-i Muhtâr’a muhabbet ile bağlan Binlerce Nebî oldu vezir; Nur ise Sultan Binlerce Nebînin nice mümtaz sıfatından
Hepsiyle mücellâ idi Peygamber-i Zîşan Âteşleri gülzâr eden ecdâdı peşinden İnsanlığı kurtardı cehennem ateşinden Taş kalpli nesilden çıkarıp en yüce fecri Deryâları yarmak ne ki çâk eyledi bedri Mevtâ idi,
âmaydı,
devir câhiliyetti İhyâ ve devâ etmeye “bir nefha”sı yetti Hiçbir bedel olmaksızın olduk O’na ümmet Nîmetle müsâvî mi ya bizlerdeki gayret Medyûnuz o kervâna selâm eyleyelim biz Son faslı salâtlarla hitâm eyleyelim biz
Bu eser Sen Hazreti Adem Gibi ismiyle
İlahi kategorisine eklenmiştir.