İnsanlığa insanlığı bildirmeye geldin Fetretle bunalmış ve cehâletle perîşan Dünyânın ağır derdini dindirmeye geldin Kalmıştı karanlıkta cihan,
cerbezelerle Dünyâya ziyâ verdin o nur mûcizelerle Kur’ân ile Sünnet ile hak mev’izelerle En kutlu aziz mesleği sürdürmeye geldin Vaslından uzaklar,
ne bozuk hükmediyorlar
Gitmiş sanarak nûrunu,
mâtem ediyorlar
Hâlâ Sana ey Bedr-i Münir; “gel” mi diyorlar
Nur mührünü son zulmete indirmeye geldin Dillerde salât varsa,
hayatlarda da Sünnet Ukbâya dek ümmetlesin ey Şâh-ı Muhabbet Kalbindeki Sen’sin diye Ravza’n bize cennet Dünyâyı da Firdevse dönüştürmeye geldin Geldin başımın tâcı,
gönül tahtı Sen’indir Cennette maiyyet,
Sen’i gerçek sevenindir
Geldim nice hicranla,
kabûlünle sevindir
Hasretle yanan dostu sevindirmeye geldin Sen merhametin zirvesi,
tüm varlığa rahmet Gölgen bile düşmez yere vermem diye zahmet Vuslatta niyâzın; “ne olur yanmasın
ümmet” Rahmetle gazab nârını söndürmeye geldin Hakk aşkı,
Sen’in emrine tâat ile mümkün Allah’a Habîbi’yle mürâcât ile mümkün Gufrân-ı İlâhî de şefâat ile mümkün Sen ümmetinin bahtını güldürmeye geldin Gösterdin,
Efendim,
bize göklerde hilâli Mîrâc ile sundun bize Mevlâ’ya visâli Tâlî’yle diler,
ümmetin,
ister,
O Cemâli Hiç “Lâ” demedin,
lutfuna erdirmeye geldin
Bu eser Geldin Yücelerden Bize ismiyle
İlahi kategorisine eklenmiştir.