Sönüyor,
alevli âteş,
yıkılır,
sütun ve taçlar
Göz ucuyla emri kâfî,
koşarak gelir ağaçlar
Niceler doyar tükenmez,
bereketlenir kıraçlar
O Mübâreğin dilinden,
buluyor şifâ,
ilâçlar O’nu ilk kez görenler,
duyuyordu önce heybet Isınırdı arkasından,
oluşurdu bir muhabbet Kızaran yüzünde îkaz,
mütebessiminde rağbet O ne şanlı arkadaşlık,
ne nasiptir O’nla sohbet Sığınır O Şâh’a varlık,
nice kof beşer inanmaz
Yarılır da ortadan ay,
nice puslu göz uyanmaz
Kütük ayrılıktan ağlar,
nice ham gönül utanmaz
Kayalar selâm dururlar,
nice taşta yankılanmaz
Gülüverse gül yüzünden,
açılırdı gonca güller
Teri düştü,
yeryüzünden,
bitiverdi bunca güller
O’nu koklamış sayıldık,
bize misk olunca güller
Yine ellerinde açsın,
gün olup solunca güller
Bu cihâna tek sebep var o da Aşk-ı Mustafâ’dır Nefesin ki Yâ Muhammed,
ölü kalbe şifâdır Sana ittibâ ve hürmet,
bereketli bir safâdır Sana uymayan gidişler,
bilirim ki hep cefâdır Unutur mu görse bir kez,
o Cemâle erse gözler
Uzağında kalmışız biz,
Seni görmeyen de özler
Sana âşık oldu Tâlî,
“izinin tozunda yüzler” Seni medhe yetmez elbet,
şu kırık dökükçe sözler
Bu eser Sönüyor Alevli Ateş ismiyle
İlahi kategorisine eklenmiştir.