Sır hümâsı pervâz edip sırru’llâha erdi yine Mahabbeti niyâz edip aşku’llâha erdi yine Hakîkatin nihâyeti neydiğini bilmek içün Kodı cân u akl u gönlü ilmu’llâha erdi yine Ma’rifetin lübbüdür bu kâmil insân gıdâsıdır
Anlar isen mu’ammâyı sırfu’llâha erdi yine Her kemâlin lezzetinin hakîkatın anda bulup Terk edip gayrı varlığı keşfu’llâha erdi yine Nûr-ı siyâhın neydiğin anlayanadır sözümüz İzzim Celâlim dediği zıllu’llâha erdi yine Dilimdeki ism-i zâtın müsemmâsıdır gördüğüm Be vallahin inanırsan hüva’llâha erdi yine Ben sözümü söylemekden söylemesem hoş yeğ idi İhtiyârım evde değil mahvu’llâha erdi yine Sır gözüyle görenlere çok değildir sözüm benim Aydan günden ayân oldu seyru’llâha erdi yine Zât-ı hakâyık dediğim hakîkatin edfelidir
Sırdan
öte sır denilen kenzu’llâha erdi yine Nûr-ı amâ menziline konup göçen ayân bilir Görmeyene gümân gelir nûru’llâha erdi yine Ümmî Sinan eydür bu sır vuslatının pertevidir
Söylediğim aceblemen vaslu’llâha erdi yine
Bu eser Sır Hüması Pervaz Edip ismiyle
İlahi kategorisine eklenmiştir.