Çöl

Eser Çöl
Söyleyen Mustafa Demirci
Kategori İlahi
İstatistik 1,090 Görüntülenme
Etiketler #Mustafa Demirci#ilahi#Çöl
Bazı kabileler
çocuklara bakma ve büyütmede iyi şöhret kazanmıştı.
Bunlardan biri de Mekke’nin güneydoğusunda yerleşen,
Hevâzinlilerin en önemli kollarından biri olan Beni Sa’d İbn Bekr kabilesi idi.
Âmine oğlunu bu kabileden bir kadına vermek istiyordu.
Onlar Mekke’ye belirli zamanlarda süt çocuğu almak için gelirlerdi ve yakında bir grubun gelmesi bekleniyordu.
Mekke’ye bu kez yaptıkları yolculuğu,
onlardan biri,
kocası Hâris’le birlikte gelen ve yeni doğum yapmış olan Ebû Zu’ayb’ın kızı Halîme şöyle anlatıyor “O yıl bir kıtlık yılıydı ve hiçbir şeyimiz kalmamıştı.
Dişi eşeğimin üzerine bindim.
Yanımıza bir damla bile süt vermeyen yaşlı dişi devemizi de aldık.
Açlıktan ağlayan küçük oğlumuz yüzünden bütün gece uyuyamadık.
Çünkü göğsümde onu besleyecek kadar süt yoktu.
Eşeğim o kadar zayıf ve güçsüz idi ki çoğunlukla diğerlerini bekletiyordum.” “Mekke’den ayrılmaya karar verdiğimizde” dedi Halîme,
“kocama dedim ki tüm arkadaşlarımın arasında emzirecek bir çocuk bulamadan dönmekten hoşlanmıyorum.
Gidip o yetimi alacağım.” “Nasıl istersen” dedi.
“Onun sayesinde Tanrı bize belki lutfeder.” Ondan başka bir bebek bulamadığım için döndüm ve onu aldım.
Onu alıp konakladığımız yere döndüm,
onu kucağıma alıp göğsüme yaklaştırdığımda göğsüm onun için sütle doldu.
O kendi memesini emdi,
diğerinden de süt kardeşi doydu.
Sonra ikisi de uyudular.
Kocam yaşlı devemizin yanına gitti,
bir de ne görsün! Memeleri süt doluydu.
Onu sağdı ve doyuncaya dek ikimiz de sütten içtik.
En güzel gecemizi geçirdik ve sabahleyin kocam bana şöyle dedi “Halîme,
senin aldığın bu çocuk korunmuş bir varlık.” “Benim dileğim de bu” dedim.
Daha sonra yola koyulduk,
ben eşeğe bindim,
arkama da çocuğu bindirdim Eşeğim herkesinkini geçti ve hiçbiri ona yetişemedi.
Bana “Hey,
bizi bekle! Geldiğin eşek bu mu?” diye sordular.
“Tabiî bu” dedim.
“Ona bir mucize isabet etmiş” dediler.
“Beni Sa’d yöresindeki çadırlarımıza ulaştık.
Allah’ın yarattığı yeryüzünde burası kadar kısır ve verimsiz bir toprak daha olduğunu sanmıyorum.
Fakat biz çocuğu beraberimizde getirdikten sonra sürümüz her seferinden karnı tok ve sütle dolu olarak eve dönüyordu.
Diğerlerinin bir damla bile sütü yokken biz onları sağıp içiyorduk.
Komşularımız ise kendi çobanlarına “Gidin ve onların çobanının otlattığı yerlerde sürüleri otlatın” diyorlardı.
Yine onların sürüleri aç ve sütsüz dönerken,
bizimkiler tok ve sütle dolu dönüyorlardı.
Çocuk iki yaşına gelip ben onu sütten kesinceye dek Allah’ın bu lütfu devam etti.
“Çocuk iyi büyüyordu” diye devam etti.
“Ve diğer çocukların hiçbiri büyümede ona yetişemiyordu.
İki yaşına geldiğinde iyi gelişmiş bir çocuktu,
bize getirdiği bereket nedeniyle bizde daha çok kalmasını istememize rağmen onu annesine geri götürdük.
Ona şöyle dedim “Küçük oğlumu daha çok güçlenene dek benim yanımda bırak,
çünkü Mekke’de onun salgın hastalıklara yakalanmasından korkuyorum”.
Onu bize tekrar verene dek annesine ısrar ettik.
“Dönüşümüzden aylar sonra bir gün,
o ve kardeşi çadırın arka tarafında kuzularla beraberlerdi.
Kardeşi koşarak geldi ve “Kureyşli kardeşim,
beyazlar giymiş iki kişi onu aldılar,
yere yatırdılar ve göğsünü açtılar,
elleriyle göğsünü karıştırıyorlar” dedi.
Bunun üzerine ben ve babası onların yanına gittik,
onu oturur bulduk,
fakat yüzü solgun görünüyordu.
Onu yanımıza çektik ve “Sana ne oldu oğlum?” diye sorduk.
Şöyle cevap verdi “Beyazlar giymiş iki adam yanıma geldi,
beni yatırdılar ve göğsümü açtılar,
içinde bilmediğim bir şeyi araştırdılar” Halîme ve kocası Hâris etrafa bakındılar,
fakat insana benzer bir şey göremediler.
İki çocuğun söylediğini doğrulayacak bir damla kan veya yara bile yoktu.
Sorulan sorular
REKLAM
REKLAM ALANI

çocukları söyledikleri şeyden vazgeçiremedi.
Çocuğun küçücük göğsünde bir çizik bile yoktu.
Normal olmayan tek şey çocuğun sırtında,
iki kürek kemiğinin ortasındaydı küçük,
fakat belirgin yuvarlak bir işaret.
Sanki bir bardak kapanmış gibi oranın etleri derinin üstünde bir yükseklik meydana getiriyordu.
Fakat bu işaret doğuştandı.
Daha sonraki yıllarda çocuk bu olayı daha ayrıntılı bir şekilde anlatabiliyordu “Beyazlar giymiş iki adam yanıma geldi,
ellerinde karla dolu altın bir leğen vardı.
Sonra beni yatırdılar ve göğsümü açtılar,
kalbimi dışarı çıkardılar.
Aynı şekilde onu da ikiye ayırdılar,
içinden siyah bir pıhtıyı alıp attılar.
Daha sonra kalbimi ve göğsümü karla yıkadılar.” Şunları da ekledi “Meryem ve İsâ dışında,
doğduğu andan itibaren tüm Âdemoğullarına Şeytan dokunmuştur.”
Bu eser Çöl ismiyle İlahi kategorisine eklenmiştir.
Yorum Yapın
Güvenlik: 9 nedir?

REKLAM

Alt Reklam Alanı (Esnek / AdSense)