🎵 Şark
Video aranıyor ve otomatik olarak eklenecek...
Bu işlem sadece ilk ziyaretçi için yapılır
Harap iller,
serilmiş hânümanlar,
başsız ümmetler,
Yıkılmış köprüler,
çökmüş kanallar,
yolcusuz yollar,
Buruşmuş çehreler,
tersiz alınlar,
işlemez kollar; Bükülmüş beller,
incelmiş boyunlar,
kaynamaz kanlar.
Düşünmez başlar,
aldırmaz yürekler,
paslı vicdanlar; Ipıssız âşiyanlar; kimsesiz köyler; çökük damlar; Emek mahrumu günler; fikr-i ferdâ bilmez akşamlar!..
Geçerken,
ağladım geçtim; dururken ağladım durdum; Duyan yok,
ses veren yok,
bin perîşan yurda başvurdum.
Serilmiş sineler,
kâbusu artık silkip üstünden.
“Hayat elbette hakkımdır!” desin,
dünya “değil! ” derken…
Şu zâirsiz bucaklar mıydı vahdâniyyetin yurdu? Bu kumlardan mı,
Allah’ım,
nebîler fışkırıp durdu? Haremler,
Beyt-i Makdisler bu topraktan mı yoğruldu? Bu vâdiler mi dem tuttukça bihûş etti Dâvûd’u? Hirâ’lar,
Tûr-u Sinâ’lar bu âfâkın mı şehkârı? Bu taşlardan mı,
yer yer,
taştı Rûh-ullah’ın esrârı? İrem’ler,
Sûr-u Bâbil’ler semâ-peymâ değil miydi? O mâziler,
İlâhi,
bir yıkık rüyâ mıdır şimdi? Geçerken,
ağladım geçtim; dururken ağladım durdum; Duyan yok,
ses veren yok,
bin perîşan yurda başvurdum.
Serilmiş sineler,
kâbusu artık silkip üstünden.
“Hayat elbette hakkımdır!” desin,
dünya “değil! ” derken…