Bir garip görmüştüm yorgun ve yalnız,
hayalden hayale dalmış gibiydi Mehtaplı gecede hem de apansız gözleri yaşlarla dolmuş gibiydi… Acıdım haline kimsesi yokmuş bağrına saplanan bir parça okmuş.
Gecenin dar vakti başını dikmiş semada yerini bulmuş gibiydi Gök kubbe süslenmiş gelinler gibi denize bakarsın görünmez dibi Bir asır yıpratmış yaşlı garibi alevler misali canım,
yanmış gibiydi Geçmişi bir anda yıkmıştı onu bilmem ki acaba ne olur sonu Yaşlılık denilen o sarp yokuşu haberi olmadan aşmış gibiydi Üstünde yalnızca bir hırka vardı yamalı hırkası oldukça dardı O anda içimi bir hüzün sardı çiçekler misali solmuş gibiydi Yaşlı garip birden diz üstü çöktü fersiz gözlerinden inciler döktü Uzanıp topraktan bir parça söktü yağmursuz toprağa dönmüş gibiydi Biçare ellerini semaya açtı titrek dudakları feryatlar saçtı Sonunda Rabbine muradını açtı ölümde çareyi bulmuş gibiydi Ayrıldım o yerden kaçarcasına içimde duygular coşarcasına Garipse dağları aşarcasına karanlık makbere girmiş gibiydi
Bu eser Garibin Ölümü ismiyle
İlahi kategorisine eklenmiştir.