Sevginin sadece sözünü edenlerle onu yaşayanlar arasında ne fark vardır
Hayati İnanç Bu Sualiniz bana 4 ayrı şairi hatırlatıyor İlk beşinin sahipleri Şair Baki ile Yahya Kemal Beyatlı Diğerinin sahipleri de Kanuni merhumla Şair Fevri Kimi ar ar dedi katli dildara kimi elif Cümlenin maksudu bir amma rivayet muhtelif Aslında aynı şeyi söylemişler ama söyleyiş farkları var Üslup farkları var.
Baki merhum beytine Yahya Kemal Beyatlı’nın taştir,
Taştir Edebiyatımızda çok güzel bir üslup.
Beyitin arasına iki Mısranın arasına üç Mısra ile giriyor sonraki şair Sonra muazzam bir eser ortaya çıkıyor.
Baki ve Yahya Kemal gibi iki büyük Usta’dan da çıkan kıtanın Suaalimize bire bir cevap teşkil ettiğini düşünüyorum= Fermanı aşka Can iledir inkıyadımız Burdur hayali Yar İle her lahza yadımız Mevkuftur o mahe samimi fuadımız Ahir varınca haddine estii şadımız Hükmü kazaya Zerre kadar yok inadımız Önce Günümüz Türkçesine birebir tercümesine çalışayım= Aşkın Fermanı’nı tebellüğ ettiğimiz zaman Bize o ferman tebliğ edildiği zaman zerre kadar kazanın hükmüne Kader’in hükmünü itirazımız olmaz.
Hemen Can ile boyun eğeriz.
Bunu Canımıza minnet biliriz.
Hemen anlaşılacağı üzere beyitte Mevzubahis olan aşk Allah Aşkıdır.
İlahi aşktır.
Zaten aşk da budur.
Baki merhum söylüyor= Kelama Aşk Ey Baki serâser Sırrı Vahdettir Murat’ı cümlenin birdir bütün dünyayı söyletsem Aşka dair kim ne söylerse söylesin
Hepsi haddizatında İlahi aşkın bir mertebesidir.
Ona Doğru giden bir hikâyenin başıdır
Ortasıdır.
Ama Neticede aşk Allaha mahsustur.
Bu sözlerin izahına girmeden önce şunu hemen belirtmede yarar var.
Bayezid-i Bestami oğluna= Yavrum Allah’ı seviyor musun diye sana sorulacak olursa Sus,
Çünkü sevmiyorum desen Maazallah kafir olursun Seviyorum desen Onu sevenlerin hali sende yok ki Cevabında Vasiyetinde bulunmuştur.
Fermanı aşka Can iledir inkıyadımız Hükmü kazaya Zerre kadar yok inadımız Aşkın Fermanı bize tebliğ edildiği zaman biz Murat’ı ilahinin ne olduğunu anladığımız zaman Tebellüğ emri aldığımız zaman Zerre kadar inat etmeden Canla başımızı eğer Boyun Eğer ve inkıyad ederiz teslim oluruz o emre o hükme.
Araya girdiği zaman Yahya Kemal Muazzam bir şerh yapıyor= Pürdür hayali yar ile her lahza adımız Bizim Hatırımızda hayalimizde kalbimizde Ondan başkasına yer yok Biz başkasını düşünmeyiz bile.
Nazarı dikkate almayız Sultan Fatih Bir beytinde öyle söylüyor= Eğer sevgilisinin rızası Yoksa herhangi bir işte Hakkın rızası yoksa Herkes onu göklere çıkarsa kıymeti yoktur.
O razı olmuşsa Herkes razı olmuş demektir.
Böylelikle buraya kadar yapmaya çalıştığımız şerhten anlaşılan Hiç itiraz etmeksizin gönülden Candan emrine baş eğmek Hakiki aşkım bir şahidi Ondan başkasına gönlünde yer vermeyip hep onu anıyor olmak bir diğer ikinci şahit Mevkuftur o mahe samimi fuadımız Te’kiden kuvvetlendirerek Yahya Kemal diyor ki O Ay gibi olan sevgiliye Tutkun tutulmuş mevkuf vaziyetteyiz Biz o yörüngenin dışına çıkamayız Hani Pervane Mumun etrafında dönerken hiç başka bir yere gitmez
Gidesi gelmez gidemez
Bilakis canı pahasına yaklaştıkça yaklaşır En son bu durum tahammülünü aşar ve kendini bırakır ateşe o vaziyeti anlatıyor Ahir varınca haddini estiyi şadımız Yahya Kemal’in bu kıtadaki son Mısra Sonra gelince de yani biz ircii emrine aldığımızda Yani Hak Teâlâ kendisine dönme emrini buyurduğunda Yani ecel geldiğinde Zerrece itiraz etmeksizin hükmü kazaya zerre kadar yok inadımız diyerek Emre itaati vurguluyor.
Burada tabi şu anlaşılıyor= Gayriden uzaklaşmadan
Yare yaklaşılmaz
Bunun tasavvufi literatürde şöyle bir karşılığı var= Teberri olmadan tevelli olmaz Yani iki zıttın sevgisi bir kalpte asla birleşemez
Aşkın sevginin samimi aşkın en canlı en belirgin şahidi şudur ki Gayrılarla uyuşamaz
Aykırı gidenlerle uyuşamaz.
Bu öğrenilecek öğretilecek bir şey de değil Kendiliğinden öyle olur Kalbi kabul etmez Nefretle karşılar
Teberri etmek Uzaklaşma Sırtını dönmek uzak kalmak Tevelli yaklaşmak.
Teberri olmadan tevelli olmaz.
Allah sevgisi Biraz önce Bayezid-i Veli kelamında ifadesini bulduğu Üzerinde konuşulması caiz olmayan bir saha Konuşanlar bilmedikleri için konuşurlar
Şimdi olduğu gibi.
Fakat işte biz zehri yutmaktansa Şekerin adını anmak efdaldir fehvası mucibince Cür’et ederek haddimize aşarak bunları söylüyoruz.
Şairlerimizin sözlerine de yaslanıyoruz Bu anlattıklarımı diğer iki Şair Kanuni Sultan Süleyman yani Şair Muhibbi ve adamlarından olan Şair Fevri’nin beş mısraıyla biraz daha açmamız gerekirse diyor ki= İlk üç Mısra Fevri’nin= Kılsalar kuyunda Can’a cismi Efkarım döneyim Eşiğinden bir kadem atmam ya bana hak halin Çün Buyurmuş Hazreti Sultan Süleyman Bin Selim Oldur Aşk ehli kim oldu rukuye Dilber demo kim Eyleyip divanelik davube yaban istemez
Beşeri aşk üzerinden anlatıyor mesela,
Biraz Metafor kullanarak simge kullanarak anlatıyor Ey sevgili diyor,
Senin peşinde çok dolaşıyorum diye Sizin köyün delikanlıları beni ölümle tehdit edip kılıcı kaldırıp deseler ki baştan aşağı seni ikiye ayıracağız Bak buralara bir daha gelmeyeceğine dair söz vermezsen biçeceğiz seni deseler bile Yar eşiğinden bir adım yabana gidersem uzağa gidersem namerdim.
Zira bu işin uzmanı olan Sultan Selim oğlu Süleyman Şöyle buyurmuş son iki mısra artık Sultan Süleyman’ındır.
Yani Şair Muhibbi’nin= Odur ki aşk ehli öyle biridir ki şartlar ne olursa olsun yar eşiğinden uzaklaşmaz.
Başka bir yere baş koymaz.
Ferhat gibi çılgınlık edip dağa Mecnun gibi yoldan
çıkıp çöle sapmaz
İkisi de hata etmiştir diyerek o meşhur âşıklar
üzerinden hakiki aşkı tarif ediyor.
Bu eser Gerçek Sevenler ismiyle
İlahi kategorisine eklenmiştir.