Ey cehâlet ! Gördüm ki; her tezgâhta bezin var,
Tokat yemiş her yüzde,
senin parmak izin var.
Âlim zâlim demeden,
her kapıyı çalmışsın; Her bedeni kuşatmış,
her damara dalmışsın.
Gördüm ki; para pulla,
akılları çelmişsin; Nâmus,
şeref,
haysiyet,
ne bulursan delmişsin.
Serapları süslemiş,
oltalara takmışsın; Nice kibir ehlini,
şan şöhretle yakmışsın.
Ey cehâlet! Kin misin,
nefret misin,
sen nesin? Boş teneke misâli,
fazla çıkıyor sesin.
“Çağdaş” demiş vurmuşsun insanların teline; Zengin fakir kapılmış,
bu kompleksin seline.
Takmışsın göbeğinden,
beşere çengelini; Kaldırmışsın
önünden,
utanma engelini.
Vicdanları atmışsın,
bencillik batağına; Gördüm ki; selâm durmuş,
burunlar kaf dağına.
Ey cehâlet ! Girmişsin,
şeytanlarla kolkola; Mayınlar döşemişsin,
Allah’a giden yola.
Dîne musallat olmuş,
hurâfeler katmışsın; “İrticâ” narkozuyla,
kutsallara çatmışsın.
Nur saçan kandilleri,
darbeyle söndürmüşsün; Gencecik beyinleri,
çöplüğe döndürmüşsün.
Oynatmışsın ahlâkın,
o temel taşlarını; Dünden habersiz gençler,
yok saymışlar yarını.
İlim irfân ehlini,
hakir görmüş gözlerin; Bu nefreti her yerde,
dışa vurmuş sözlerin.
Okullara göz dikmiş,
sinsice saldırmışsın; Batının çanlarını,
Doğuda çaldırmışsın.
İhânet kazanında,
boyanmışsın zillete; Tarih diye masallar yutturmuşsun millete.
O gerçek âlimleri,
yokluğa savurmuşsun; Karanlık kulislerde,
ne tuzaklar kurmuşsun.
Ey cehâlet ! Gördüm ki; gerçek yüzün kapkara,
Ortak olmuşsun nice küresel tuzaklara.
Allah şâhit ki seni,
Kur’ân’la vuracağım; Her yerde ve her zaman,
karşında duracağım.
Bu eser Ey Cehalet ismiyle
İlahi kategorisine eklenmiştir.