O gün,
yeni bir çağın,
başladığı bir gündü,
Gâzilere bir bayram,
şehitlere düğündü.
O gün,
irfan selleri,
kuşatmıştı her yanı,
Bir ezanla başladı,
Ayasofya destanı.
Resulullah,
Ravza’dan duydu ezan sesini,
Kutluyordu melekler,
Fatih’in secdesini.
“O ne güzel kumandan” diyordu dağlar,
taşlar.
Eğiliyordu o gün,
Allah’a bütün başlar.
Mânevî doruklarda,
o gün bir şölen vardı,
Evliya’nın ruhları,
bütün semâyı sardı.
Kubbede savrulurken,
âyetlerin harmanı; Ayasofya,
ilk defa,
dinledi bu fermanı.
Selâmlar geliyordu,
Eyüb el Ensâri’den,
Müjdeler yağıyordu,
O RIZÂ-İ BÂRÎ’den.
Bedir’den ilham aldı,
o gün İslâm neferi,
Meleklere yazdırdı,
bu mübârek seferi.
O gün,
binlerce yıllık putlar devriliyordu,
Bizans’ın bâtıl yüzü,
Hakk’a çevriliyordu.
O gün,
baştan yazıldı,
nice insan hakları,
Gönderlere çekildi,
adâlet bayrakları.
Özgürlüğü,
İslam’a emanetti her canın; Gülüyordu çehresi,
o gün Ayasofya’nın.
Mağfiret sağnakları,
kubbeden taşıyordu; Ayasofya,
Kur’ân’la vuslatı yaşıyordu.
Sarsıyordu gökleri,
tekbirlerin sedâsı,
Arş’a kadar yükseldi,
şükürlerin edâsı.
O gün ehl-i cehâlet,
faziletle barıştı,
Gönüller,
merhametin zirvesinde yarıştı.
O gün,
imân erleri,
mâsivadan geçerek,
“Ayasofya nâmustur” dediler and içerek.
Dünya şunu bilsin ki; Fatihler yaşadıkça,
Bu destan yaşayacak,
görünüyor açıkça.
Bu eser Ayasofya Destanı ismiyle
İlahi kategorisine eklenmiştir.