Bir insan ki; yenilmez,
ne kalem,
ne tüfekle; Ne saray sofraları,
ne kuru bir ekmekle.
Bir insan ki; dünyada,
korkusuz bir yürekle,
Allah’a vekîl olur,
Kurân’ı yaşadıkça…
Bir inanç ki; sarsılmaz,
ne tayfun,
ne tûfanla; Güçlenir sabır denen,
en zorlu imtihanla.
Bir inanç ki; beslenir,
her nefeste îmanla,
Sonsuzlara tâc olur,
Kur’ân’ı yaşadıkça…
Bir vicdan ki; düşmeden,
nefsin tuzaklarına; Mahşer penceresinden,
bakar kul haklarına… Bir vicdan ki; her çağda,
zulmün uşaklarına,
Adâleti haykırır,
Kur’ân’ı yaşadıkça…
Bir gönül ki; dost olur,
”aman” diyen düşmana; Şefkati şükran bilir,
yaratılmış her cana.
Bir gönül ki; paklanır,
kin ve kibirden yana; ‘Yer ile yeksân’ olur,
Kur’ân’ı yaşadıkça….
Bir huzur ki; bozulmaz,
şeytanî şüphelerle,
Ne tabiî afetler,
ne de başka bir şerle… Bir huzur ki; barışır,
o ilâhi kaderle; Ruhlara sükûn verir,
Kur’ân’ı yaşadıkça…
Bir edep ki; hayânın,
gölgesinde barınır,
Ahlâk imbiklerinden,
süzüldükçe arınır… Bir edep ki; namusu,
servetten önde tanır; Âyetlerle yıkanır,
Kur’ân’ı yaşadıkça…
Bir hayat ki; doyumsuz,
her mevsimi bir bahar; Her baharda bin meyve,her meyvede bin tad var Bir hayat ki; ölümsüz..
Çünkü aslında mezar; Bir cennet kapısıdır,
Kur’ân’ı yaşadıkça…
Bir sevda ki; titretir,
yürekleri derinden; Dağılır kâinata,
Medine göklerinden..
Bir sevda ki; açılır,
semâlar kaç yerinden,
Muhammed nûru ile,
Kur’ân’ı yaşadıkça…
Bir dünya ki; ne açlık,
ne cinâyet,
ne savaş,
Ne kan ağlayan mazlum,
ne gözlerde damla yaş Bir dünya ki; ufuklar,
ağarır yavaş yavaş; Sabahlar müjdelenir,
Kur’ân’ı yaşadıkça.
Bu eser Kur'an'ı Yaşadıkça ismiyle
İlahi kategorisine eklenmiştir.