Dîvâne-i ışk olduğum bir kayd olur cânânuma Bu bir zarûrî derd imiş müşkil belâdur cânuma (Benim sevgilimin aşkının divanesi olduğum kayıtlıdır.
Bu,
zaruri bir dertmiş.
Canımı yakan zor bir belâ imiş.) Aldı ayağum ışk ile derd ü belâyam hâsılı Hem kendüme hem yâruma hem cümle-i yârânuma (Aşk ile ayağımı/kadehimi aldı.
Hasılı dert ve belâ doluyum.
Hem kendime hem yârime hem de cümle yaranıma…) Bir bir disün ahvâlümi yâd eylesün ansun beni Varsun sarây-ı dilbere ısmarladum efgânuma (Sevgili,
ahvalimi bir bir anlatsın,
beni ansın.
Ben figanımı sevdiğimin sarayına ısmarladım.) Bâb-ı habîbümden yana gün gibi gündüz varmazın Sâyem dahi takılmasun yârum yolında yanuma (Sevdiğimin kapısına güneş gibi gündüz varmıyorum.
Gölgem dahi yârin yolundayken bana takılmasın.
) Ne cevr iderse eylesün ben kulluğından râzîyam Zâlımlıg ile anmazın sultânumı sultânuma (Sevgili bana her ne sıkıntı verirse versin razıyım.
Sultanımı,
sultanıma zalim olarak asla anmam.) Sultân-ı ışk oldum velî serv-i bülendüm âh kim İtmez gönül alçaklığın gelmez benüm dîvânuma (Ey servi boylu sevgili! Aşkın sultanı oldum; fakat o alçak gönüllülük edip benim divanıma gelmez.) Yahyâ rızasın gözlerin hep ağlamag olur işüm Hoş gelse giryân olduğum ol gonca-i handânuma (Yahya sevgilinin rızasını gözler.
İşi hep ağlamaktır.
Benim ağlamam,
gülen bir goncaya benzeyen sevdiğime bari hoş gelse.
)
* * Şol cefâ taşı ki senden irişür kat kat bana La’lden kıymetlidür ey hâce-i behcet bana (Ey sevgili! Senden bana doğru kat kat cefa taşı geliyor.
Ey güzelliğin hocası! Senin attıkların bana la’l taşından bile daha kıymetlidir.) Ben kimem kim vuslatun ihsânına lâyık olam İtlerün âvâzın işitmek yeter vuslat bana (Ey sevgili! Ben kimim ki sana kavuşma ihsanına layık olayım.
Bana kavuşma olarak senin mahallindeki köpeklerin havlamalarını işitmek yeter.
) Hâtırum sormag içün elvara cânânum gele Ey ecel gâyetde bîmâr eyle vir zahmet bana (Sevdiğim hatrımı sormak için gelse; ey ecel,
beni fazlaca hasta et,
bana zahmet ver.
) Ayru düşdüm yârdan ayruksı hâlüm var benüm Bilmezem yâ Rab ne virdi alımaz fürkat bana (Yârdan ayrı düştüm.
Bambaşka bir hâlim var benim.
Ey Rabb’im bu ayrılık bana ne verdi anlayamıyorum,
bilmiyorum.
) Menzil-i maksûda ey Yahyâ irerdüm gün gibi Zerrece olsa erenlerden eğer himmet bana (Ey Yahyâ! Erenlerden bana zerrece himmet olsaydı,
arzuladığım menzile güneş gibi ben de ererdim.
)
Bu eser Müşkil Bela ismiyle
İlahi kategorisine eklenmiştir.