Her sokağın ismi bir Ashabın ismi gibi hasrete çıkan sokakların sonundalar sanki her biri.
Hazreti Hamza da yok,
Hz.Ömer de Hz.Ebubekir de.
Mus’ab (A.S.) da yok.
Ubeyde de.
Sokakların başında hangi yöne gideceğini bilmez bir ümmetin var o da ben.
Belki ümmetinin en günahkârı işte burada belki de ben.
Bir siyah kaya var gözlerime takılan.
Üzerinde Bilal-i Habeşi’inin hala kurumamış azap terleri.
Bir de Allah bir Allah bir Allah bir nidalarının izleri.
Yasir ailesinin feryatları kulaklarıma gelir gibi hala.
Ebu Leheb’in dikenleri hala duruyor Efendim yürüyemiyorum.
Ebu Cehil’in cahilliğini hissediyorum sokaklarda.
Hani Hz.
Hamza’nın bir yetişmişliği vardı ya sana tam Kabenin ortasında.
Sen de bize yetiş Efendim,
senden uzaklaşmış bir ümmetin var,
bekliyor işte âlemin tam ortasında.
Açken midenize bağladığınız taşlar acaba hangileri.
Alsam ellerime öpsem başıma tac etsem.
Seni Bedir dönüşü nerede beklerdi çocuklar.
Keşke bilsem en önde ben beklesem.
Efendim,
keşke uzun bir sefer olsa bu gidişin,
Medine’den döner gibi Mekke’ye geri dönsem.
Asanla tüm ihtişamlı binaları yıksak.
İlk taşını senin koyduğun evlerimizi yeniden yapsak.
Bu sensizliğin kâbusunda senin kokunu duyarak uyansak.
Asra saadet getirsen yeniden Efendim kulaklarımızda Allahı tebliğini duysak.
Bir Medine’li gibi bekliyoruz yolunu.
Ensar kavmi nasıl açtıysa sonuna kadar evlerinin kapılarını hem gönüllerimiz hem hanelerimiz sonuna kadar açık yıllardır.
Gel evimizin sahibi gönlümüzün sahibi sultanımız ol.
Gel Efendim kulakları küpeli gönüllü kölelerin hazır,
gel Efendim sahipsiz bırakma şu köleleri,
bizim en şefkatli Efendimiz ol.
Bu eser Sensizliğin Hicranı ismiyle
İlahi kategorisine eklenmiştir.