Ey Selahattin

EserEy Selahattin
SöyleyenYusuf Can
Kategoriİlahi
İstatistik 3,914 Görüntülenme
Etiketler#Yusuf Can#ilahi#Ey Selahattin

Ey Selahattin İlahi Hakkında

Ey Selahattin başlıklı bu içerikte ilahi sözlerine, varsa dinleme videosuna ve eserle ilgili temel bilgilere ulaşabilirsiniz.

Bu sayfa, İlahi kategorisindeki ilahileri daha kolay bulmak, okumak ve sevdiklerinizle paylaşmak için hazırlanmıştır.

Eserin söyleyeni/sanatçısı Yusuf Can olarak kayıtlıdır. Benzer ilahiler bölümünden aynı türdeki diğer içeriklere de göz atabilirsiniz.

Arşiv Bilgisi

Ey Selahattin, İlahi arşivinde eser adı, sanatçı bilgisi, kategori ve dinleme bağlantısı ile birlikte düzenlenmiştir.

Dinleme ve Söz

Bu sayfada ilahi sözlerini okuyabilir, video bağlantısı mevcutsa eseri dinleyebilir ve sayfadaki temel bilgilerle içeriği daha kolay tanıyabilirsiniz.

Keşif Önerisi

Aynı kategori ve benzer ilahi önerileri, aradığınız esere yakın içerikleri daha hızlı bulabilmeniz için arşiv mantığıyla listelenir.

Dün seni gördüm düşümde,
başını önüne eğmiş derin derin düşünüyordun,
hüzünlüydün ağzını bıçak açmıyordu… Öfkeliydin,
ağlıyordun… arada bir etrafına bakınıp hayıflanıyordun… Dün seni gördüm düşümde,
elinde kılıcın boynunda egalin vardı,
yetim çocuklar karşılıyordu seni.
Bir meşale olup yanıyordu türküler,
bir umuttu görünen,
buruk bir umut… oyun arkadaşlarının çoğu yoktu artık Filistinli çocuklarının.
Az önce atılan bir füzenin ürkütücü sesinde öldüler,
ne basit bir ifade,
alışılmış bişey… Öldüler… Geride kalanlar ise birer savaşçı,
her an gelecek ölümü beklemekteler.
Oyuncaklar yıkıntıların altında,
okullar birer harabe,
kitaplarında kan desenli resimler Marşlar söyleniyordu radyolarda,
büyükler moral veren konuşmalar yapıyor,
herkesi kenetlemeye çağırıyorlardı.
Bölünmüştü halklar,
bölünmüştü toprakları… Tanklar ilerliyordu zeytinlik bağlarında Filistin’in,
yerle bir oluyordu güller,
laleler… kan akıyordu çeşmeleri dumanlar yükseliyordu evlerden,
geride harabe evler ve cansız bedenler,
çocuklar direniş şarkıları söylüyorlardı aynı ağızdan.
Bir kelebek hafifliğinde uçup gidiyorlardı,
boyunlarında yalancı memelerle yalancı dünyadan göçüyorlardı… Bir çocuk seni çağırıyordu “teal ya selahaddin,
teal” Dün seni gördüm düşümde,
elinde kılıcın,
tehevvürden dişlerin birbirine geçirmiş,
kaşlarını çatmıştın,
suretin asık,
öfkeliydin,
ağlıyordun… çocuklar dizlerine tutunmuştu… seni karşılıyordu şehidler,
en önde Ahmet yasin,
şikaki,
rantisi,
meşal ve binlerce şehid… başları dikti,
sana gülümsüyorlardı,
ellerinde senin sancağın… sonra sen konuşuyordun… üzgündün,
kederliydin,
kırılmıştı sesin,
kırılmıştı ayakta duran her şey…” biz böyle bırakmamıştık buraları,
petrol kuyuları ölüm kusmuyordu” ellerini açıyordun ilahi makama “ya rabb şu sultanlıkları yerle bir et,
rahatına düşkün ve zillet içinde onursuzca yaşayanları utandır rabbim” Ey selahaddin; zalimleri böylesine cesaretlendirenler kim? evimizin içine kadar girdiler,
namluların gölgesinde namusumuz ve kadınlarımızın gözü önünde kırılan onurumuz… Daha ne kadar dişlerimizi sıkacağız,
sıkılacak diş kalmadı ağzımızda; Dilleri lal,
kulakları sağır gözleri kör,
dilsiz şeytanların bakışları arasında reva görülen katliamlar daha ne kadar seyredilecek televizyon ekranlarında? Farkında değiller mi riyakârlığın böylesine,
beş vakit huzura duranların duaları nerede? Yoksa dua da mı etmiyorlar? Cenneti garantileyenler nerede,
hani günahtan arındırılmış kitlelerin önderleri… ey eyyub-i yek olan ümmet’in bağrına Yahudi kurşunu değil,
bizi içimizde bölenler ve sırtımızdan hançerleyenler parçalıyor.
Dün seni gördüm düşümde… sen geliyordun ve okşuyordun çocukların saçlarını.
Omuz vermiştin eli sapan gençlere,
yüreğini ortaya koyuyordun ama tanıdık yerlerden zehir zemberek telkinler geliyordu.
seni ve sancağını taşıyanları kınıyorlardı,
sizi taşlıyorlardı Beyrut’un,
Filistin’in sokaklarında… Biliyorum selahaddin; gördüğüm düş öfkelendirecek birilerini,
hatta lanetleyecekler beni.
Biliyorum cehennemde bana yer ayıracaklar.
Söyle ey selahaddin; cehennem Filistinli annelerin yüreği kadar mı kor? Filistin kadar mı? Ahh Filistin! Sevdam,
ilk kıblem,
kirli ellerin işgalindeki mabedim.
Yanı başında bir masa kurulmuş ve her türlü oyunlar oynanmakta.
Senin üzerine zar tutuyorlar büyük kumarbazlar.
Çocukların kanı üzerine,
annelerin gözyaşları üzerine,
yıkılan evlerin enkazı üzerine… Topraklarımız şimdi herkesin gözü önünde gasp ediyorlar ve herkes sadece seyrediyor.
Gel ey selahaddin,
gel şu gözü yaşlı ümmetin hatırına,
gel ki gördüğüm düş gerçeğe dönüşsün… Rabbimin yardımını getir,
rabbimin yardımıyla gel…Teal ya Selahaddin,
teal…

Ey Selahattin İlahisi Hakkında

Ey Selahattin, Yusuf Can tarafından seslendirilen ve ilahi-sozleri kategorisinde yer alan önemli bir manevi eserdir. Bu ilahi, İslam kültüründe yüzyıllardır söylenen ve günümüzde de büyük ilgi gören ilahi geleneğinin güzel örneklerinden biridir. Eser, sözleri ve melodisiyle dinleyicilere manevi bir yolculuk sunar.

Sözlerin Anlamı ve Mesajı

İlahinin sözleri, manevi duyguları ve ilahi aşkı ifade eden derin anlamlar taşır. Ey Selahattin ilahisi, dinleyicilerini Allah'a yakınlaştırmayı ve manevi değerleri güçlendirmeyi amaçlar. Eserde işlenen temalar arasında ilahi aşk, peygamber sevgisi, dünya hayatının geçiciliği ve ahiret bilinci gibi konular öne çıkar.

Yusuf Can Yorumuyla

Yusuf Can, kendine özgü yorumu ve içten sesiyle bu ilahiyi icra etmiştir. Sanatçının sade ve duygusal üslubu, ilahinin manevi etkisini artırır. Yusuf Can'nın repertuvarında yer alan bu eser, dinleyiciler tarafından sıklıkla tercih edilen ve paylaşılan bir ilahi olmuştur.

Ne Zaman Dinlenir?

Bu ilahi, özellikle şu zamanlarda dinlenmesi tavsiye edilir:

  • Sabah namazı sonrası güne manevi başlangıç için
  • Akşam dinlenme saatlerinde huzur bulmak için
  • Ramazan ayı ve kandil gecelerinde
  • Yolculuk sırasında manevi atmosfer için
  • Zor zamanlarda manevi destek için

İlahi Dinlemenin Faydaları

Manevi müzik dinlemek, bilimsel araştırmalarla da kanıtlandığı üzere insan ruhu üzerinde olumlu etkiler bırakır. İlahi dinlemek; stres seviyesini düşürür, kalp ritmini düzenler, ruhsal dinginlik sağlar ve kişinin kendisiyle barışık olmasına yardımcı olur. Bu tür manevi eserler, günlük hayatın stresinden uzaklaşmak ve iç huzuru bulmak için etkili bir araçtır.

Benzer İlahiler

Bu ilahiyi beğendiyseniz, sitemizdeki benzer manevi eserleri de keşfedebilirsiniz. Sanatçı dizininde Yusuf Can'nın diğer eserlerini, kategori bölümünde ise aynı türdeki diğer ilahileri bulabilirsiniz.

Telif ve Kaynak Bilgisi

Bu sayfada yer alan ilahi kaydı, ilgili hak sahibinin izniyle veya kamuya mal olmuş kaynaklardan elde edilmiştir. Telif hakkı ihlali olduğunu düşündüğünüz içerikler için lütfen iletişim sayfamızdan bize ulaşın; en kısa sürede gerekli işlem yapılacaktır.

Yorum Yapın
Güvenlik: 11 nedir?