Bir Yalnız Savaşçının Ölümü

Eser Bir Yalnız Savaşçının Ölümü
Söyleyen Adem Tuzcu
Kategori İlahi
İstatistik 2,427 Görüntülenme
Etiketler #Adem Tuzcu#ilahi#Bir Yalnız Savaşçının Ölümü
Erguvan bakışlı bir akşam üstü bir büyük caddede vurdular beni neon lambaları yeni yanmıştı yanımdan insanlar geçiyordu beyaz gömleğinde al kan lekesi gittikçe büyüyordu sımsıcak rüzgarlar
ılıktı mevsim bahardı erikler
çiçek açıyordu kurudu dudaklarım yandı yüreğim yumdum avuçlarımı,
tuttum çölleri bir ıssız ormanda bir berrak gölden ürkek ceylanlar su içiyordu bir duvar dibine yattım upuzun o mavi ışıkta kaldı gözlerim göğsü kaba mor dağların başında telaşlı kartallar uçuyordu Sırat kadar keskin bir hayatın ortasındaydım.
Yüreğimde mutedil sevdaları,
gözlerimde yarınları ve çözülmemiş sırları taşıyordum.
Yıldızsız gecelerin perde aralıklarından.
Ve bir mum aleviyle aydınlanan odalardan
Fakülte kantinlerinden.
Otobüs duraklarından.
Gürültülü meydanlardan.
Ve inançlarımı boyadığım şehrin duvarlarından.
Bir gök gürültüsü gibi titreyip göğsümü kavgalara veriyordum.
Omzuma aldığım yük yığınların kurtuluşuydu.
İşte bu yüzden umutlarımı yuvasına sürülmüş bir mermi gibi yorulmadan,
bıkmadan içimde taşıyordum.
Ağlamadan.
Korkmadan.
Ve aykırı yaşamanın bilinciyle gözlerimi kırpmadan.
Gülerek göğüsledim kurşunları.
Ben,
ölerek yaşatmanın ne olduğunu yıllar
REKLAM
REKLAM ALANI

önce önde gidenlerden öğrenmiştim.
Taze bileklerimi,
gök gözlerimi ve içimi çoktan hazırlamıştım hırçın kavgalara.
Kaldırımlarda büyümüş biri için kaldırımlara yığılmak zor değildi.
Zor değildi cebinde kefen parası olmayan biri için herşeyi yüzüstü bırakmak.
Şimdi şimdi sağ ve sol omzumda yazılı olanlardan başka herşeyi ama herşeyi size bırakıyorum.
Size.
Bu eser Bir Yalnız Savaşçının Ölümü ismiyle İlahi kategorisine eklenmiştir.
Yorum Yapın
Güvenlik: 11 nedir?

REKLAM

Alt Reklam Alanı (Esnek / AdSense)