17. Alay’ın komutanı Yarbay Hasan Bey Askerleriyle Kilitbahir’e ilerler
Meydanda çeşmenin önünde bir şey olur Hasan Beyin dikkatini çeker bu durum .
Üzeri yara bere içinde bir köpek görür Çeşmeye su için yanaşmaya çalışır Onun yaralı perişan hâlini görenler
Taş atarak çeşmeden uzaklaştırır.
Hasan Bey atından iner köpeğe gelir Şefkatle eğilerek,
onu kucağına alır Çeşmeye götürür üzerini temizler
Suyunu içirir,
yaralarını paklar.
Köpek perişan,
vücudu yaralanmıştı Hasan Bey yarasını sargıyla sarmıştı Karnını doyurarak yanında götürür Köpek savaşta,
ayrılmaz siperde durur.
Topraklar kan kusarken,
düşmanla çevrili Fransızlar püskürtülmüş,yer ceset dolu Asker kıpırdar,
Hasan bey yardıma eğilir Hançerini Hasan beyin göğsüne saplar.
Hasan Bey yıkılarak toprağa uzanır Köpek hissedip havlar koşarak hızla gelir Ellerini yalar,
acıyla yanına çöker “Sahibim,
haydi kalk,
kalk!” der gibi yalvarır.
Lâ ilâhe illallah,
dudağında bir nûr Muhammedün Resûlullah,
sonsuz bir huzur Hasan Bey’e hazırlanmıştı her bir yanda Kutlu şehit yatacak toprağın koynunda.
Ey şehit,
neylesem az kalır sana Bu vatanın her zerresi borçlu hatırana Bir taş,
bir dua,
bir toprak yetmez sana,
Adın yazılıdır göklerin sonsuz tahtına.
Alay imamı adına dualar eder Yarbay Hasan’ın gözleriyse buğulanır Silkilenerek birden “Beni kaldırınız!”der Askerler yavaşça onu ayağa kaldırır.
Cennetin kapıları açılır o esnada Miski gül kokuları yayılır bir anda Derince tebessümü,
güneş gibi parlak Son sözleriyle Rabbine eder yolculuk.
“Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah” Ve ardından edepli bir halde şu son sözlerini söyledi “Zahmet buyurdunuz Yâ Resûlallah! Zahmet buyurdunuz Yâ Resûlallah!”
Bu eser Zahmet Buyurdunuz Efendim ismiyle
İlahi kategorisine eklenmiştir.