Hz.Şems'in Gaybiyeti

Eser Hz.Şems'in Gaybiyeti
Söyleyen Sedat Özdemir
Kategori İlahi
İstatistik 2,623 Görüntülenme
Etiketler #Sedat Özdemir#ilahi#Hz.Şems'in Gaybiyeti
Hz.Mevlâna Karaman’da,18 yaşında evlendiği Eşi Gevher hatun,oğlu Alaaddin Muhammed’e Süt verirken,1227’de 20 yaşında vefat etmişti Mevlâna’nın eşiyle kayıbı artmıştı Annesi Mümine Hatun’la Karaman da Aktekke de yattığı söylenmekte Daha sonra Konya’ya gelen Mevlâna Eş olarak Kerra hatunla evlenecek Ondan da Emir Muzafferedin Alim Çelebi Ve kızı Melike Hatun doğacaktı Şimdi gelelim,Hz.Mevlâna ile Hz.Şems’in hallerine Hz.
Mevlâna,yanmaya hazır bir kandil Hz.Şems’in çırasıyla bu kandili,yandı tutuştu Öyle bir oldu ki,aşk meşalesine döndü Gönüller aydınlandı,onun ışıkları yaktı kavurdu Sevenleri ışığın etrafında dönen Kelebekler gibi pervane oldular
Çevrelerinde döndüler ve hatta Dönenler de yandılar
Şems,Mevlâna’yı methediyor Mevlâna,Şems’i methediyor Her ikisi de birbirlerini seyrediyor Birbirlerine hayran kalıyorlardı Allah’ın dostları,Allah’ın velileri Mevlâna ve Şems gerçek Allah velileri Mevlâna’nın yüzü Hakka karşı O sebepten Şems yüzünü Mevlâna’nın yüzünden ayırmazdı Velhasıl iki gönül,birbirinin aynasıydı Mevlâna bu zamanda,
Cemaatinden biraz ayrıldı,
Müritlerinden uzaklaştı,
Gecesi ve gündüzünde,
Şems’le sırlı,hak sohbetleri vardı.
Velakin,halk ve müritleri muzdaripler bundan
Mevlâna’yı görememekten Sohbetlerini duyamamaktan
Özlemleriyle,Şems’i kıskanmaktalar
Çok fazla konuşanlar
Şikayetlenenler hayıflananlar
Şems hakkında suizan da bulunanlar
İftiralara,efür sefür konuşmaya Dudak bükmeye başladılar
Şems konuşanları duyup,üzüldü Daha fazla konuşulmaması için Konya’yı,ansızın terk eyledi Mevlâna kayboluşundan yandı Can evinden yaralandı Uzun müddet,odasına kapandı Hasretiyle aşk ile,dolup dolup taştı İçli gazeller yazıp içerledi “Gel,gel!.” Diye inliyordu Bu kayıp onu,maneviyat potasında pişirdi Coşturup,daha verimli hale getirdi Divan-ı Kebiri bu söylemlerle yazıldı Elden ele,dilden dile dolandı Diyor ki;” Gel,gel ki ayrılığınla Ne akıl kaldı bende,ne de hal Yoksul gönlümden,karar da gitti,sabır da Yüzümün sararmasını,gönlümün derdini Can evimden yanışımı sorma Çünkü,anlatmaya sığacak şey değil bunlar
Gel de gözünle gör! Duy beni,bekletme gel!” Yüzü gülmüyor,kalbi mahzundu Hayat,zalim bi hüzündü ona,
Nazını çekeni,halini anlayanı yok olmuştu Derinlerdeydi,kayboluşuyla kendisi de kaybolmuştu Birkaç kez,bulma umuduyla Düşmüştü Şam yollarına Bulamayacağını bile bile gitmişti Bu aramalar
REKLAM
REKLAM ALANI

Mevlâna’ya belli bir teselliydi Mektuplar yazardı,Şems şurada denildiğinde Lâkin ses seda,cevap gelmiyordu Bile isteye devamla Mevlâna Mektuplar yazmaya devam ediyordu Şam’a oğlu Sultan Veled-i gönderdi Şems’i bulunca almadan gelme dedi Şems’i aradı buldu oğlu,selâmını iletti Gelmeye razı oldu Şems,Konya’ya döndü İkinci kez Konya’ya geldi Şems Karşılama sanki düğün bayram oldu herkese Neyle kudüm sesleri duyulmakta Sultan,vezir,ümera,
halk Müritler,İhvanlar hepsi karşılamada Güneş doğdu yine Konya’nın,Mevlâna’nın üzerine Gönül dostu,Hak dostu gelmişti Başını vereceğini,bile bile gelmişti,
Şems yine Hz.Mevlâna sevincinden gazeller okuyor “Yollara sular dökün Bahçelere müjdeler verin Bahar kokuları geliyor O geliyor,
O!” Demekteydi Sultan Veled yolda,çok hürmet ve ikram yaptı Şemsi Tebrizi bundan
çok memnun kaldı Mevlâna’ya;”Başımı senin yoluna Sırrımı,oğlun Sultan Veled’e verdim Bin yıl ömrü olsa,hep ibadetle geçirse İlerleme ve de derecelere kavuşamazdı Verdiğim sırlarla dereceler kazandı.” Mevlâna,Şems’in gitmemesi için Evlatlık kızı Kimya hatunla evlendirdi Hal ehline yakışan safiyet Gönül zenginliği,imanı vardı Bahçesinde bir oda verdi onlara Birkaç yıl sonra Kimya hatun,vefat etti Şems biliyordu,başını koymuştu Yokluğu,varlığından daha kıymetliydi Mevlâna,daha ulu mertebelere ermeliydi O zaman ne Şems,ne de Mevlâna kalırdı Aşk baki,aşkta ölmeli,yok olmalı Gerçek dirilik olmalıydı Aşkta,aşık da,ezel de,ebedde birdi Lakin vuslat için,hicran gerekti Mevlâna’ya sorulduğunda; “Şems size ne öğretti?” Dedi ki; “Şems gelene kadar ben Bir lokma çorba içip doyardım O geldikten sonra hiç doymadım Bir tane aç varsa dünyada Onu hissettim içimde ve doymadım!” Yine,bir Aralık perşembe gecesi Kapılar vuruldu,Şems’i görmek isteyenler vardı Pusular kuruldu,yedi kişi medrese önünde Şems dışarıya çağırılıyordu Mevlâna irkildi,Şems’i bırakmak istemiyordu Dizleri tutuldu,yerinden kıpırdayamıyordu Hz.Şems yöneldi kapıya çıktı
Bu eser Hz.Şems'in Gaybiyeti ismiyle İlahi kategorisine eklenmiştir.
Yorum Yapın
Güvenlik: 5 nedir?

REKLAM

Alt Reklam Alanı (Esnek / AdSense)