Medine..
Sabahın erken saatleri,
Işıltısıyla güneş,sahrada altına dönüyor,
Kuş cıvıltıları etrafı dolduruyor.
Hurmalıkların arasında,
Ak tüylü devesiyle Ali,
Görmemişti böyle bir yiğit ne Mekke ne de Medine,
Heybetli,
vakarlı,
edepli.
Geçiyordu aklından
Son Nebi ve kızı,
Adını anarken dahi,
Terler boşanır alnından.! Avuç içleri terledi,
Fırtınaya tutuldu yüreği,
Nasıl bakacaktı Resul’ün yüzüne,
Nasıl isteyecekti can çiçeğini.
Nebi bahçesinin gülzarı,
Berrak akan çeşmesi,
Sulayıp yeşerten,
Sümbülleyen ve sevindirendi.
Değdiği yerler adeta zümrüttür O’nun,
Hali edep ve hayadır
Onunla sonsuza yürümek,
Yüce bir bahttır.
Kalbi yerinden çıkacaktı Ali’nin,
Önünde diz çöken cengaverler,
Kılıcını bırakıp,
teslim olanlar… Kalbi teslimdi o saklı çiçeğe,
“Zühre Çiçeği Fatıma’ya”.
“Ey sevgili ! Bir geceliğine değiş tokuş Etseydik yüreğimizi,
Taşıyabilir miydin Acaba bende ki seni”… Nurdan damla Sevgilinin gül goncası,
Gökte yıldız,
yerde çiçekti zühre,
O’nda beni,
beni O’nda gör derdi Rasulullah! Fatıma babasının can çiçeği,
Elinden tuttu şöyle dedi; O Muhammed’in kızıdır
O benim canımdır
O benim ruhumdur O’na eziyet eden bana etmiştir,
Bana eziyet eden de ,Allah’a eziyet etmiştir.
Ey Zehra ! Ey Yıldız ! Ey Ümmü Ebiha ! Ali oldu sana kara sevda Seni ömür boyu yüreğine aldı ,
Çocuklarına yaptı ana.
İstedi Ali Fatımayı Can çiçeğini verdi Ali’ye Nebi,
Allah Ali’yi yaratmasaydı,
Fatımaya denk bir eş bulunmayacaktı.
Aydan beyaz ve parlak,
aydınlık yüzlü İffetli ve namuslu,
haya timsali .
Ali nin evlilik teklifine İçi aşkla dolup sürmeli gözlerinden dökülen,
İnci tanesi gözyaşıyla cevap verdi.
Dedi Fatıma ben mehir istemem Ümmetin hanımlarıdır isteğim Şefaatçi olmaktır hepsine Hak katından nazlı can çiçeğine Verildi şefaat hakkı ipek mendil içinde Canımız sana feda olsun Anam babam sana feda olsun Ömrüm yolunda feda olsun,
Şefaatin hak katında mübarek olsun.
Dedi kızına Nebi; “Sen Ali’ye eş ol ki,
Sana köle olsun Ali “.
Ya Ali onda beni,
Ben de ise onu gör,
Kızım Fatıma beşeri bir huridir.
Mahremini gözün gibi setret,
Bana bak,
onu anlat.
Ali gibi kocaya eş olmak,
Nübüvvetin evinden,
Velayetin evine Gelin girmektir.
Kocasına eş ,evine sultan olmaktır.
Nikahlarını kendi katında kıymıştı Yaradan
Haber gönderdi elçisiyle Habibine Ben katımda onları nikahladım diye.
Allah-u Teala katından ; Fatıma’yı,
Ali’ye münasip görürüz biz.
Kıydım nikahlarını Arş-ı a’la altında Bir nikah da o kıysın,
Ashabı arasında.
Ya Cibril,
vekili ol sen arslanım Ali’nin.
Fatıma’ya,
bizzat ben vekilim nikah için.
Ey melekler,
sizin de şahitliğiniz ile,
Zevceliğe verdim ben Fatıma’yı Ali’ye.
İşte ya Rasulallah,
Bu nikah,
gökyüzünde,
Bu şekilde yapılıp,
Tamam oldu o günde.
Duyunca Rasulullah,
Bu müjdeyi Cibril’den,
Vardı hemen secdeye,
Sürur ve sevincinden.
Onların yuvası kuruldu Dışı çamurla kaplı,
Sarı samanla sıvalı Hurma yapraklarıyla örtülü tavan.
Sade tek göz oda,
İçi huzur dolu köşkü,
Mutluluğun adıdır “Huld-i Berin’i” Miraçta muştulandı Rasul’e,
Cennetteki dört kadın; Hatice anamız,
Fatıma anamız,
Meryem anamız,
Asiye anamız.
Yakuttur köşkleri,
Fatıma anamızın ki,
Güzel kokulu ud ağacından sütunları,
Kırmızı mercan üzerinde.
İncilerle bezenmiş,
Yetmiş köşkün hanımefendisi Fatıma.
Senden öğrendik biz,
Kadın olmanın güzelliğini,
Anneliğin en yücesini,
Şiirlerin en incesini,
Aşkların en büyüğünü .
İlk günkü tazelikte,
Eşini sevmeye vefan var mı? Aşk da sen,
hasret de sen,
Sıla da sen Ben de sen..
Zülfikarın sahibi Ali’ye,
Onun zühre çiçeği Fatıma’ya,
Cennet hatunlarının hanımefendisine,
Selam olsun ehli beytine,
Ve Selam olsun onun izinden gidenlere
Bu eser Zühre Çiçeği ismiyle
İlahi kategorisine eklenmiştir.