Hasretinle yanan gönlümde Sen saklısın
Sen varsın
Kim anlar bende ki Sen’i Sakladım adını Sen koydum Selamı yayın Birbirinize gülümseyin Kardeşler olun Demeni sevdim Hiç kimseye yok demeyip İmkanların ölçüsünde vermeni Olmazsa da ses etmeyişini “Komşusu açken Tok olarak geceleyen Kişi bizden değildir
İhtiyacının giderilmesini isteyen birisiyle karşılaştığınız zaman Ona yardımcı olunuz” Demeni sevdim.
Başkalarını çekiştireni asla dinlemeyişini,
İnsanlara güzel kokmaları için Güzel kokular sürmelerini istemeni Sevdim.
Bir kız çocuğunu Babası kumlara gömerken Çığlığını duydun,
kız çocuğunu topraktan aldın Rahmani ipeksi sesinle Babasıyla konuştun Merhamet bakışını akıttın gönlüne Sarıldı evladına babası Gözyaşları seller içerisinde Kız çocuklarına değer vermeni sevdim Kızın Fatıma odaya yanına girdiğinde Ayağa kalkar karşılardın Saçını öper ve yanına oturturdun Babalar kız çocuklarıyla anılmak istemediği dönemlerde Kızlara saygı ve sevginle Onları yüceltmeni sevdim Sadece başını çevirerek değil Herkese tüm vücudunla dönerek konuşurdun Köle olurum sana efendim bir de bana yönünü dönsen
Nûr cemâlini görsem,
seyretsem.
Sen yetimler yetimisin ahh,
bağrım yandı,
Yetim ve öksüzlüğünden dolayı Babanı hiç görmedin,
sen doğmadan vefat etti Anneni kaybettiğinde altı yaşındaydın Sana kıymetli deden bakardı Onu da sekiz yaşında kaybettin Ah Efendim,canım sana feda Efendim! Sana yetseydim,
Gözünün yaşını silseydim Ben ağlarım senin yerine Sen ağlama deseydim Yetim ve öksüz olan garipliğinde,
Kimsesiz garibanlara düşkünlüğünü sevdim Kendinde yandın kimsesizliğin,
Garipliğin sana dokunduğu zaman da Ana baba hasretinin çöktüğü an da “Eğer kalbinin yumuşamasını istiyorsan Fakiri doyur,
yetimin başını okşa”demeni Onları kucaklayıp ana-baba olmanı Sarıp kollamanı sevdim.
Cihat etmek isteyen sahabene “Senin annen var mı?” diye sordun “Var Yâ Rasûlullah” dedi “O halde git ona hizmet et! Zira,
cennet annelerin ayakları altında” deyip annelere Değer vermeni sevdim.
Hanımlara en yumuşak davranandın Onlara işi direk söylemezdin Kendi söküğünü kendin dikerdin Su içmek istediğinde dahi Direk istemeyişini sevdim Bir gün sedirinde otururken Kedin Muezza elbisenin eteğinde uyumuştu.
Uyuyan güzelliğe kıyamayıp uyandırmaktansa Giysinin ucunu usulca keserek kalkmayı tercih ettiğin için Seni çok sevdim.
Sefere çıktığında ordunun yolu üzerinde uzanmış,
Anne köpek yavrularını emziriyorken gördün.
Sen anne ve yavrularını ürkütmemek için Ordunun yolunu değiştirdin Hayvanlara verdiğin değeri sevdim Kuşu vefat etmiş çocuğa taziyeye gittin Dayanamadın ağlayışına onunla birlikte oldun Başını okşayıp,
gözünün yaşını silip Gönlünü alışını sevdim Bir gün arkadaşlarınla otururken Su dağıtıyordun onlara Dışarıdan birisi geldi; “Bu cemaatin efendisi kimdir?” dedi.
Sen de;”Kavmin efendisi ona hizmet edendir” dedin Soran sen olduğunu anladı.
Bulunduğun ortama hizmet etmeni sevdim.
Sen Mekke’lilerin müslümanlara yaptıkları zulümden dolayı Medine‘ye hicret ettin Mekke’ye yağmur yağmadı,
kuraklıktan sular kalmadı Medine’ye sana haber saldılar dua istediler
Sen onlara dua ettin yağmurlar yağdı Suya kavuşan Mekke’liler sevindiler
Gördüğün eziyetleri affedip,
karşılık vermeyensin
Uhud muharebesinde,
dişin kırıldığında,
Yanağın kanadığında “Ya Rab’bi bunları affet” diyensin.
Bir gün arkadaşlarınla otururken bir cenaze geçti Ayağa kalktın o sırada “Ya Rasûlallah o bir yahudi cenazesi!” dediler.
Sen de onlara; “O da bir insan değil mi?” dedin.
Herkese olan merhametini sevdim.
Sahi,
sevmek nedir? Bir gönül de olmak mı Bir gönüle tutunmak mı Yanan ateşinde,
mum gibi erimek mi? Mahzun kalbimde yerin “Mahzunların kalbindeyim” dedin Ondan severim seni Bu sebepten Mahzunluğumu da çok sevdim Kor varsa yüreğinde Sevmeyi bilmek lazım Sevmeyi bilmeyene Kor olmak neye lazım? Aşkı olan üstündür Gönlümde olansın,
Ey Rasûl Ay yüzüne hasretim Bir haber sal,
Ey Rasûl Canımı yoluna sereyim Göster gül Cemâlini Muradıma ereyim…
Bu eser Seni Nasıl Sevmem ismiyle
İlahi kategorisine eklenmiştir.