Analar Alpler doğurdu cihana bedel,
Analar Alpler doğurdu cihana baş eğdiren,
Hakkı arşa değdiren.
Erenler geldi muhabbet meclisine sıra sıra,
Erenler geldi gönülleri ipek,
gözleri kara.
Alperenler geldi dağ heybetiyle Kutlu kelam karşısında ömür boyu el bağlayan Ve asırlarca zafer nuruyla Zulmü dağlayan… Eller vardı,
ekin misali Allah’a uzanan,
Kırkta bir veren Ve sonsuz bereket devşiren eller.
Başlar vardı olgun başaklara eş,
Yüzler vardı ayın gıpta ettiği,
Yüzler vardı güneşle kardeş.
Gönüller vardı ağaç misali Her bir dalında yıldızca çiçek Ve sabır olgunluğunda meyveler… Görenler cennetten bahçe sanırdı,
Melekler gıpta eder,
Felekler kıskanırdı.
Üç kıta,
yedi deniz bir manga oluşturur Geçerdi önlerinden,
Minnet dolu gözler,
pervanece bağlılık Ardından en mağrur surlar diz çökerdi Yeni çağın önünde,
Kutlu övgü beratlı erler gününde.
Bir gün büyüklü küçüklü,
Kin yüklü dağ dağ kara bulutlar geldi güneşi boğmaya Ve kezzapça yakmaya.
Ardından fırtınalar sökün etti,
Kara kırbaçlı şeytan atları Esir aldı şafakları.
Zifiri zincire vuruldu çiçekler… Karanlıkla savaştan geride kalan; Bir tarafta paslı ümit kırıntıları Yabana prangalı gönüller.
Birkaç eksik tercüme en değerli malları,
Avrupa yamalı fikir hamalları.
Bir devin uykusu,
Aşağılık duygusu.
Beri tarafta Rahmete uzanmış çiçekli eller,
Çölde su taşıyan karınca izleri,
ümit denizleri.
Cihanı yeniden kucaklamaya yeminli Özü on beş asırlık mânâya,
Gözü dokuz asırlık anaya bağlı Işıktan erler.
Kutlu bir kandilin için için yanışı,
Küheylan uyanışı…
Bu eser Aydınlığın Savaşı ismiyle
İlahi kategorisine eklenmiştir.