Bir misallendirme İbadullah’ın Hayatı İbadullah adında bir kişi varmış Malı mülkü işini parası evi olmayan Fakir mi fakir biriymiş Acaba ben ne yapacağım Nasıl geçinsem diye kara kara düşünüp dururken içi geçmiş ve uykuya dalmış Tam uyuduğu sıralar
Ulu bir kişi ona şöyle demiş Ben sana falanca yerde bir ev bir de altmış küsur yıllığına bir de tarla vereyim Ama bunları ben sana kiralık olarak vereyim sana ayrıca altmış küsur şinik de buğday tohumu vereyim Bunlara ek olarak da sana bir elbise bir Saban bir araba iki tane at bir de düven vereyim.
Tarlanın bir kenarına da harman yaparsın
Ve sen bu şekilde ve bunlarla geçinip gidersin
Ancak tarlaya ne ekeceğine dikkat et Benim verdiğim tüm buğdayları ek ekim zamanı ne ekersen hasat zamanı onu biçersin demiş Benim de sana bazı şartlarım var diye ilave etmiş Bunları duyan çiftçi Ulu kişiye= Sen bunları veriyorsun ya şartlarını da söyle onları da kabul edeceğim ve İnşallah yerine getireceğim demiş Ulu kişi= Beni can kulağı ile iyice dinle deyip başlamış şartlarını öne sürmeye Bu işleri doğru yapabilmen için sana bir kitap veriyorum Bu kitapta her şeyi yazılı bu kitabı devamlı okuyacak ve ona göre hareket edeceksin.
Bu tarlaya Her gün beş defa gelip beni anacaksın
Yılda bir ay bu tarlayı sulayacak tarladan
çıkan mahsulü doğru ölçü tartacak ve de bu mahsulün kırkta birini fakir ve yoksullara vereceksin
Ayrıca zengin olursan bu altmış küsur yılda bir defa gelip bu tarlanın etrafını dolanacaksın ve de altmış yıl sonunda bana bütün bunların hesabını vereceksin
Sana bunları ben verdiğime göre bunların hesabını sormak ta benim hakkım değil mi demiş ve Haydi kalk deyip onu uyandırmış Çiftçi ibadullah uyanır uyanmaz kendini güzel bir evin içinde bulmuş Kalkıp dışarı çıkmış bir de ne görsün evin önünde bir tarla Tarlada Ulu kişinin rüyasında söylediklerinin hepsi eksiksiz ve tam olarak mevcut.
İbadullah tarlayı atlarla ve sabanla sürmüş altmış şinik buğdayı da tarlaya ekmiş Kitabı devamlı okuyup içindeki yazılanlara göre hareket etmiş Her gün beş defa tarlada Ulu kişiyi anmış Yılda bir ay tarlayı sulamış Zamanı gelince buğdayları biçip arabaya yükleyip Harmana getirip harmanda dövenle sapını samanını buğdayını ayırıp güzelce ölçüp tartıp Mahsulün kırkta birini fakir ve yoksullara dağıtmış Geri kalanını da ambara koymuş Bu uğraş her yıl devam etmiş ve en sonunda altmış küsur yıl dolmuş Çiftçi İbadullah otururken tekrar uykuya dalmış ve kendini bir meydanda bulmuş sağa sola bakmış ki Bu verilen malların hiçbiri yok yanında sadece ambar var karşısında ise Ona her şeyi veren Ulu kişi oturuyor İbadullah bakar bakmaz o ulu kişiyi tanımış ve demiş ki Ne o bana bu sefer de başka mallar mı vereceksin demiş Ulu kişi ise Hayır sen artık o mekânı terk ettim O mekânda sana verdiğim her şey Fani idi Onların hepsi orada kaldı Şimdi sana mal vermeyeceğim Bilakis o malların hesabını soracağım demiş ve ilave etmiş Şayet O verdiğim malların hesabını verebilirsen
Sana onlardan daha güzelini ve devamlısını sana vereceğim demiş Çiftçi İbadullah kendinden emin bir şekilde= Vallahi ben senin verdiğin kitabı okuyup Ona göre hareket ettim ve senin önüne sürdüğün şartları da gücüm yettiğince Yerine getirmeye çalıştım ancak benim de günahlarım hatalarım olmuştu Onları da sen bağışla diye sözünü tamamlamış.
Ulu kişi İbadullah’a verdiği her şeyin hesabını bir bir sormuş O da tek tek olumlu cevaplarını vermiş Ulu kişi Peki öyleyse orada yaptıklarını getir de şu terazi de bir tartalım demiş.
İbadullah hemen yanında duran ambardaki mahsulüm terazinin sağ kefesine doldurmuş.
Günahlarını ve hatalarını da terazinin sol kefesine koymuş Bir de ne görsün terazinin sağ kefesi sol kefesinden ağır gelmiyor mu İbadullah bunu görür görmez
Oh be Allah’a şükür olsun demiş Kuru kişi bazılarını sözüne karşı Ne o sen bunlara mı güvendin yoksa demiş İbadullah Hayır bana verdiğin kitapta Amellerinize güvenmeyin Allah’a güvenin diye yazıyordu Ben amellerime değil Allah’a güvendim demiş Bunu diyen bir kişi pek öyleyse Ben de seni rahmetimle evet iyi bir hayat sürmek üzere Cennet mekânına koyuyorum çünkü ben Allah’ım Bu gördüğün kişi benim Habibim Muhammed’dir Ben onun kalbindeyim ve seninle kitabın Kur’an ve Resulümün dilinden konuştum demiş Bu teşbihte ki Ulu kişi=Allah’ın nurunu Özünde bulunduran Peygamber Efendimiz Muhammed Aleyhisselamdır
İbadullah Allah’ın bir kulu yani insandır
Ev yeryüzüdür,
ev dünyadır tarla yeryüzüdür.
Altmış küsur yıl insana verilen hayat yani bir ömürdür Altmış küsur şinik tohumluk buğday iman ve İslamın altmış küsur şubesidir.
Şinik kişinin kendi ölçüsü ve terazisidir.
Kitap Kur’an-ı Kerim’dir,
kırk dönüm tarla Ahlakı Muhammedîyelerdir
Tarlayı yılda bir defa sulama Ramazan ayı orucu dur Günde beş defa anmak beş vakit namazdır.
Saban iki at bir araba tırpan ve de düven imanın altı şartıdır
Elbise,
Takva yani Allahtan korkmaktır Ölçüp tartmak kişirin iman ve amellerini dünyada iken ölçüp tartmasıdır.
Mahsulün kırkta biri malın zekatıdır.
Tarlanın etrafını bir kere dolaşması hac etmesidir.
Tarladan
çıkan Buğdaylar kişinin salih amelleridir.
Sap saman kişinin kötü ve faydasız amelleri,
ekim zamanı dünyadaki çalışma Harman mahşer Yeri Hasat zamanı ahiret alemidir
Ambar ise kişinin amel defteridir
Her şeyin en doğrusunu ve en güzelini Allah ve Resulü bilir.
Sonsuz Hamd ve şükür Allah’a sonsuz salat ve selam da Onun Resulü Muhammed Aleyhissalatu Vesselam’ın üzerine olsun Allah bizleri Salih kullarından eylesin
Resulullaha da itaatkâr ümmetinden etsin.
Amin
Bu eser İbadullahın Hayatı ismiyle
İlahi kategorisine eklenmiştir.