Bu simsiyah gönlümün biricik beyaz gülü Diken sahralarından geçip geldim efendim Kırık kanatlarımla uçup geldim efendim Avcundan suya muhtaç çatlamış dudaklarım Şükür,
vardı semtine günahkar ayaklarım Yüzüm babusselamın pür huzur eşiğinde Kalbim ak mermerlerin sımsıcak döşeğinde Bak ruhumun saçları ağarmış ey sevgili Bir geceye kaç asır sığarmış ey sevgili Alevden kuyularda sen diyerek inledim Yalnız bana gel diyen nur sedanı dinledim Ben susayım halimi her zerrem arz eylesin
Bu nasıl sevda imiş gözyaşlarım söylesin
Yesrib semalarında çırpınan bir kuş olsam Yeşil kubbe altında ağlıyorken taş olsam Kalkmasam hiç secdeden ömür boyu böylece Ravzanda cennetlere dalıversem her gece Kör olsa bu gözlerim senden gayrı cihana Uçsam ten kafesinden uzanıp asumana Fecir vakti ezanla dirildim mahşer gibi Sanki kabrimden çıkıp ismimi soyler gibi Titreyen sinelerle kıyam ettim kaç defa Unutulur efendim huzurunda her cefa En çaresiz dertlere şifadır kutlu belde Yalnız hasret sancısı baki kalır gönülde Sırılsıklam tevbeler avuçlarda nedamet En mahrem dualarım meleklere emanet Sığınmış asi kulun merhamet divanına Bir mücrimin dilinden icabet makamına Cennetlerden sahneler ayandır her tarafta İnsanlar ve melekler beş vakit aynı safta Damla damla ruhlara manalar ilham olur Durunca teheccüde pergamber imam olur Konar seccadelere ukba güvercinleri Alkışlar bu vuslatı fezanın sakinleri Madde birden savrulur dünya derin uykuda Ezelden sevdalılar sema döner avluda Boyun büker diz dize kabul kastıyla canlar
Akdini tekrar eder sukut yüklü lisanlar
Her dilde ayrı ukde her kulun bir derdi var Kulak ver kainatın İsmi Celal virdi var Ağlayan bir Yemenli secdede bir Mısırlı Nijerli bir ihtiyar avuçları nasırlı İnsanın aslı Adem,
Adem’in aslı toprak Bu rahmet sofrasından beni ayırma ey hak Hangi yola koyulsam yolculuğum sanadır
Ebediyet hicretim beka dergahınadır
Bekanın ötesinde ben seni yaşıyorum Ravzada kaldı ruhum bir ceset taşıyorum Tut elimden efendim beraber gidelim can Seyretsem cemalini sağıma döndüğüm an Kovsan da gitmem artık öyle meftun olmuşum Başka bir yar istemem yari baki bulmuşum Boynumdan bir lahzacık çözülmesin zincirim Ayak ucunda olsun ey sevgili makberim Şefaat mevsiminde tanır mısın bendeni Aciz bülbülün gülüm kokundan tanır seni Seni değil kendimi şimdi terk ediyorum Cismim senden giderken ben sana gidiyorum
Bu eser Hicaz Gülü ismiyle
İlahi kategorisine eklenmiştir.