Yunus,gönlün dünyaya mühürlü Her nefeste,hakkı aradın Ayrılıklar,vuslatlar gördün Hep ilahi olanla gönül tuttun Yunus nice canda,han gördü Dünya yolunda olanda,gam gördü Dünya,kime ne vermişse almış Verdiklerinin hepsini de,viran gördü Gelen gitti,giden gelmedi Boş olan doldu,dolu olan boşaldı Güzel soldu,solan öldü Bırakın dünyayı bırakın Dünya yalan,her şeyi yalan Ne umdun,ne buldun Hayat çemberinde,döndün durdun Yalan dünyada,elinle ettiklerinden Hep hayal kırıklığı,hep hüzün gördün Yaşamak,bu diye düşündün Olanlarla mutlu oldun,durdun Yetmedi,yetmedi,sana yapılanlar
Yine,yine çektin durdun Hepsi fani,dünya fani Bakma,sana yapılanlar da fani Yağan yağmur,gök gürültüsü Ezdi beni hep,ölümlüsü Dünya boş,umutlar geniş Asıl bana,sonsuz olanı verin Çalab’ın,yazan eli,konuşan dili Gören gözü olmalı Nasibine düşenleri,sana söyletmeli Derdi gamı silmeli,pirü pak etmeli Tapduk Emre dergâhına yüz sürenler
Dünya ardınca geri duranlar
Aşkın yolunu,sekiz cenneti,sora sora gezenler
Dergahına gelsin,candan isteyenler
Yunus kapında,kul olmak ister Sürer yüzün eşikte,durmak ister Çiğne ez geç,nice günah pasını Şeyhim ben sende,bend oldum der Bencileyin kalbim yasta Bir an olsun,ayrılmak dilemem,bu babda Yüzün gülmeye dursun,bana duyursan Bizim Yunus mu desen,dermanım olsan Yunus Emre “Bizim Yunus” oldu Derdi gamı,bir anda son buldu Taptuk’un himmetiyle huzur buldu Kendini bildi,Yunus Emre oldu Ey Şeyh’im,sende,çok hâller gördüm Yaptıklarında hikmetler gördüm Bizlere ışık,rehber oldun Gösterdiğin yollarda,sonsuzluk gördüm Yunus gezdi,dağı taşı Himmet yerine,buğday diledi Kırk yıl yandı,ah ederek,aradı himmeti Tapduk Emre’den aldı,büyük daveti Tapduk Emre Asasını savurdu,gözden ıraklara Ara bul,Yunus onu uzaklarda Sen kendini bildin,durma buralarda Asa neredeyse,git yurdun orada Taptuk Emre’nin asasını Beş yıl aradı,dolandı durdu Aşkla yandı,kavrulup savruldu Şeyhinin asasını,Sarıköy de buldu Orada kurdu yurdunu,yuvasını Yunus unutulmadı,yüzyıllar geçsede Zira hizmet etmişti,şeyhine zevk ile Yunus Emre,seksen yaşında vefat eyledi Yunus Emre köyüne defnedildi Yüzyıllar sonrasında Ankara-Eskişehir tren yolu yanında türbesi Döşenen raylar yerinden sökülmüş Sekiz metre geriye atılmış görüldü Kabri nakledilmesi gerekiyordu Bu iş sessizce duyulmadan yapılacak Ertesi sabah,beş kişi haber vermeden çalışacaktı Lakin,
sessiz,sedasız,ilansız,
davetsiz Otuz binden fazla kişi toplandı o sabah Ahmet dedem de gidenlerden Neden gittin,kim di size haber veren “Nasıl oldu bilmedik Gidip Yunus Emre’yi ziyaret edelim dedik Bir grup arkadaşla birlikte Eskişehir Yunus Emre köyüne gittik,
Gördük ki bizim gibi toplanmıştı hep halk Manevi davet vardı,anladık ağlayarak” Kabri dikkatlice açıldı,
Mübarek bedeni oradan alındı,
Özen ve itina ile sala konuldu,
Kalabalığın elleri üzerinde naaşı,
Üç saatte,
yüz metrelik yer kat edilerek,
Tepecikte bulunan,
yeni yerine koyuldu.
Yirmi yedi yerde makamı,
Hak aşığı,
yaratılan her şeye sevgisi,
Yaratılanın,
yaratılma sebebini,
Mana gözüyle seyreden,
Gönüllerde taht kurup yer bulan,
Anadolu Ereni.
Bizim içimizden,
bizim gibi olan,
Bize benzeyen,
halimizi anlayan,
Öz türkçemizi,
mukaddes camilerimize,
İlâhi nağmeleriyle girdiren,
Zikirlerimiz de,
mevlitlerimizde,
Dini günlerimizde,
ilâhileriyle renk katıp,
cûşa getiren.
Dillerden dillere,
gönüllerden gönüllere,
Dem vuran,
sevda,gönül adamı,
Tapduk Emre,
Yunus’a adını verdi,
Taptuk Emre ile Emrevileşen,
Büyük Anadolu Erenimiz! Gönül yarenimiz oldu! Maharet güzeli görebilmektir,
Sevmenin sırrına erebilmektir.
Cihan,
alem,
herkes bilsin
şunu; En büyük ibadet sevebilmektir..
Bilmeyen,
ne bilsin bizi,
Bilenlere,
selam olsun,
Benim işim,
dava için değil,
Gönüller yapmaya geldim dersin.
Bir sürelik dünya yolcusuyuz,
Ardınızdan yetişeceğiz sizlere,
Sadece zamanını bekliyoruz,
Ey Yunus Emre! Himmet umar,
her aşık sizin gibi,
Himmet ve şefaat eyle bizlere!
Bu eser Bizim Yunus ismiyle
İlahi kategorisine eklenmiştir.