Yatsam geceye,
sabaha kambur kalksam Vav gibi iki büklüm kapına dayansam Hiç ayrılmasam eşiğinden… Bir katre yüz bulsam.
Dert değil gamla dolsam Gamı veren sen ol,
kâfi bana İstemem Mısır’ı,
istemem tahtı makamı Ben,
Sultan’ın kapısında köle olsam Dert değil,olmasın pazarlar da kıymetim Yar,
“Kölemdir” de kâfi bana Atsalar beni zindanlara Bilmesem gün saymayı Yedi güzel adam gibi Dün geldim sansam.
Kafa yorsam,
saçlarımı ağartsam Çözemesem hiç bir yazıyı Dert değil,
“Ümmi” diye çıksa adım.
Sen’i bilsem,
kâfi bana Dipsiz kuyulara düşsem Kalmasa izim tozum.
Hiçbir defter de bulunmasa kaydım.
Bir sesim yankılansa,
arşa varsa Ben geda! Ben geda! “Git” deme kâfi bana.
İçimdeki ateş bir mum kadar yansısa Ben pervane olsam başında Bir murad alayım diye gelsem alazına Dönsem yansam… Dönsem yansam… Dert değil,
yansa kolum kanadım,
Küllerim kapında kalsa,
kâfi bana.
Ney inlese benim için,
ben sızlasam Kurusa göz pınarlarım Akmasa kendi halime tek damla yaşım Köz olsa ciğerim,
dilim dudağım Harda kalsam Dert değil,
Bir damla su bulamasam.
“Yan” diyen sen ol kâfi bana Dil ne ki,
lâl kesilse Unutsa harfi heceyi Kalsam öylece ortada,
İlk geldiğim gün ki gibi,
dert değil Kalbimden geçeni de duyanım “Ey yâr” desem kâfi bana Bilemesem güneşi ayı Şaşırsam geceyi gündüzü Kör oldum saysam,
görmesem denizi çölü… Dinsin diye yüreğimin körlüğü Düşsem yollara Yusuf kokulu gömlek arasam Dert değil bulmasam Yusuf’un sahibi Körlüğümün de sahibi “Görme” desen de kâfi bana Deli divane olsam Kendi içime say yapsam Sağır olsam.
Ne nağmeler ne bülbüller
Hiç bir sesi duymasam Arasam,
“Beli beli” diye haykırsam Bezm-i elestte duyduğum ses için yansam ‘Beli beli´ diye dolansam.
Her zerremin,
sohbetimin sözümün Her meclisin sahibi Sordun,
sormaya layık buldun “Beli beli” deyi kalsam Kâfi bana
Bu eser Kafi Bana ismiyle
İlahi kategorisine eklenmiştir.