Sen bir gül ol ben yağmur buluşalım artık Sen ağla de ben ağlarım Senin avuçlarına Bir toz olup bulurum Senin ayak izlerini Sen bir gel de koşarım Senin ardından
Bir yağmuru bir rüzgârı bir dağları dinle Bir yıldızı bir güneşi bir hilal izle Hep bir ağızdan hep Seni anıyoruz Efendim Gökyüzünde Senin için arıyoruz Efendim Size âşık bir de gri bulut Doğacağınız andan itibaren vefatınıza kadar geçen süre zarfında yani sizin ömrünüz olan zamanın bu en değerli en kıymetli diliminde sizi korumayı kendine vazife edinmiş ve bu aziz görevi kendisine emrolunmuş gri küçük bir bulut Attığınız her adımda gözlerini bir an dahi üzerinizden ayırmayan evrenin ve yaratılanların en kıymetlisi olan size bir hal gelmesinden korkan bir bulut Doğacağınız evin tam üzerinde belirtmişti daha Siz dünyayı şereflendirmeden önce Gökyüzündeki diğer kümelerden daha farklı daha aziz bir görevi vardı onun Ey Efendimiz bir sevinç nidası duyulmuştu gökyüzünden yeryüzüne yayılan Kısa süreli bir yağmur inmişti doğduğunuz evin avlusuna özlemle inen yağmur taneleri İşte bu ses Sizin doğuma sevilmenin nidası ve yağmur da ömrü boyunca yaratılanların en hayırlısına eşlik etmenin mutluluk gözyaşlarıydı O buluta emrolunmuştu ki Hz Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e adım adım gezdiği her yerde Her mekânda ona gökyüzünden bir hal gelmeyecek Nasıl ki Mekke müşriklerinin ellerinde hurma dallarıyla serinliğini ve gölgeliğini sağlayan köleleri varsa gölgelerimiz ve serinliğini seçilmiş bahtiyar gri bir bulutunuz vardı Gökyüzünde Peygamberlerimizin bir nişanıydı o bulur Rahip Bahira henüz Siz 12 yaşındayken amcanız Ebu Talip ile Basra’ya geldiğinizde Peygamberliğiniz bu gri küçük bulutu görerek anlamıştı Sizin Bulunduğunuz Kervan Basra’ya yaklaşırken üzerinizde ilahi bir kalkan misali duran ve adım adım sizi takip eden o gri bulut vardı Sizin şereflendirdiğiniz kervan kuru bir ağacın yanında duraklamıştı bir an Âlemlerin Efendisi’nin şereflendirdiği bir mekânda kuru bir ağaç olamazdı olmadı da.
Sevdalınız o bulut öyle bir aşk ile yağdı ki mekâna kuru dallar yeşerdi Susuz mekân suya doydu Efendimiz Sizin bu âlemden ayrıldığınız gün o küçük bulut bizlerden ayrıldı Kim bilir şimdi hangi mekânı ıslatıyordur gözyaşlarıyla Size duyduğu büyük özlemle Bir yağmuru bir rüzgârı bir dağları dinle Bir yıldızı bir güneşi bir hilal izle Hep bir ağızdan hep Seni anıyoruz Efendim Gökyüzünde Senin için arıyoruz Efendim
Bu eser Veda Hutbesi ismiyle
İlahi kategorisine eklenmiştir.