Hz.
Mevlâna ile Hz.
Şems’in kalpten dile gelen söyleşisi Mevlâna konuşur Bir ömür aradım Şems’in izini her yerde Hak ismini yağmur damlası gibi gönle düşürdü Arıyordum yoklukta buldum seni aynımda Ey Şems hamdım,bir anlık bakışla piştim,yandım Şimdi herkesten,herşeyden uzaktayım,Şems’in sohbetiyle donandım Aşk sofrasına bağdaş kurup Kana kana içmeye başladım Doğu olsam,batı olsam,göklere çıksam,Senden bir nişane bulmadıkça Dirilikten bir nişane bile yok bana Ülkenin zahidiydim,minbere sahiptim,kürsüm vardı Şimdi ise gönül kazası,sana karşı ellerini çırpan Bir âşık haline getirdi beni Hak’kın ışıkları Şems’e vurmuştu Bende bu ışığa âşıktım Şems cevap verir Ben sana geldim,sen çağırdın beni Mevlâna Celaleddin İçindeki karanlığa ışık diye damladım Yolların sonu değil,başlangıcıydım senin Hakk aşkı düştü,aşkla piştin,kendinden geçtin Mevlâna Ne bir zamana sığarsın ne de bir mekâna Gelişinle çözüldü nice düğüm,sırlarda Bir anlık vuslat,eyledi devri alemde Kalbimde açıldı binlerce sır perde,perde Şems Aklın sınırını açtım sözlerimle sende Kalbini öğrettim,kalbinle duymayı sende Ben aynaydım sadece,Mevlâna Celâleddin Sen kendini seyrederken bildin “Hiç” olmayı Mevlâna Bir topraktım,çöldüm,kurumuş susuzdum ilkin Sen bir gül oldun,gönlümde katmer katmer açtın Söz değildi önce bize gereken,hulasa Bir nazarın yetmişti,her sırları anlatan
Şems Her gül kendi zamanında açar,ey Arif Sen yüreğinin nev baharını bekliyordun Ben sadece yağmurdum,sense su arıyordun Toprak gibi suskun,yeşermeyi bekliyordun Mevlâna Döndük semâya her nefesimizde seninle Her adımda çözüldü eski benliğimde Ey Şems,sen geldin yırtıldı,açıldı her perde Baktım,bakan da biz,
görülen de Bezm-i Elest Şems Ben bir öğretmen değilim;sense öğretensin
Ben bir yol değilim,yolcuyum; sen yürüyensin
Ben sana benzeyen,seni söyleyen sükûttum Sen işittin…ve işitince yandın,bilesin
Mevlâna O bir an yaşandı;cihan durdu o an,
zaman Zaman eğildi,diz çöktü aşka boyun eğen Ey vuslatın sırdaşı,ne zaman,
ne mekân O bir an yetti,bin ömürdü sanki yaşanan Şems Aşkla seven mi büyüktür,yoksa sevilen mi Gerçek mi büyüktür,yoksa hayal edilen mi Gerçekler büyüktür elbette,
hayal hayaldi Gerçekler zamansız,zamansa gerçeksiz olmaz Mevlâna Aşkla seven büyüktür elbet,aşkı büyüktür Hakikat arayışı gerçeklik manasındadır
Yükte hafif ama pahada ağırı aramalı Benim aradığımın pek alası sende vardı Şems İnci bulmak isteyen derinlere dalmalı En ücra yerlere bakmalı,insanlara sormalı Öyle insanlar vardır ki tektir yeryüzünde Zaman onlardan güç buldu dost Mevlâna’nın özünde Mevlâna Ey Şems sorarım sana,
bana sırrını söyle? Şems; Sırlar sırrı,gizleri Levh-i Mahfuzda saklı Benliğim yok,arşın sahibi,zerrenin sahibi Adem’in,Musa’nın,Hz.Muhammed Mustafa’nın Sahibi var,ben yokum,baki olan var Mevlâna Ben,ben değilim;bir gölgeyim O’nun izinde Varlık iddiası,yoklukla silinince de Hakikatler görünür özün derinliğinde Ben konuşmam,O dile gelirse kelâm olur Ben yürüyemem,O isterse adımım olur “O halde kimim ben?” Şems “Sen,hiçliğin aynasında bir akis Ne gördüğün senindir,ne sustuğun Bir,“hiç,”liğe varınca her şey olur Bir olunca,hep O’dur.” Suretleri bırak,baki olana var Gölge asıl mı dır?Suret mi? Mevlâna Suret!..
Şems O halde gölgelere aldanma Ey Mevlâna Celâleddin-i Rumi Hüdâvendigar Mevlâna; Ben çok sevmekteyim Şems sadece bir suret,bense Hakka aşığım Şems gözümü açan,ilâhi sırların yolunu gösteren bir elçi Hamdım,piştim,yandım Güneşi anlatmaya,tarife ihtiyac yok Güneşi öven kendini över,sevilir çok İki gözüm de aydındır,çapaklı da değil,ağrımıyor demek ister Seni övmek gerçekten de adamın kendisini övmesidir.
Çünkü,güneşi öven kendini övüyor demektir Bir adam güneşi örtebilir,
gözlerden gizleyebilir mi? Onun tazeliğini pörsütür onu soldurabilir mi? Yahut haddi sonu olmayan nurunu eksiltebilir mi? Yahut da onu mertebesinden indirebilir mi?
Bu eser Yağmur İle Toprağın Vuslatı ismiyle
İlahi kategorisine eklenmiştir.